Yrd. Doç. Dr. Sinem KOCAMAZ ile “ABD Başkanı Donald TRUMP’ın Seçim Politikaları” Üzerine Söyleşi

sinem kocamaz

Trump’ın seçim politikasının temellerinden birisi olan Meksika Duvarı projesi seçimi kazanmasında ne kadar etkili olmuştur?

Literatürde “Büyük Depresyon” ya da “Mortgage Krizi” olarak anılan 2008 ekonomik krizi nedeniyle neo-liberal politikaların içine düştüğü buhran, özellikle orta sınıfın refahını yok etmiş, ekonomik popülizm ve muhafazakârlık sadece ABD de değil Avrupa’da da yükselişe geçmiştir. İstihdam olanaklarındaki düşüş, işsizliğin artması ve bu olgudan etkilenerek yükselen yabancı düşmanlığı sağ partilerin seçim söylemlerinde özellikle bu unsuru vurgulayan kutuplaştırıcı bir dil benimsemesine neden olmuştur. Bu bağlamda başkan Trump’ın serbest ticaret anlaşmalarının Amerikan imalat sektöründeki istihdamı yok etmeye yönelik olduğu ve ABD ekonomisine zarar verdiği yönündeki açıklamaları iç politikada önemli ölçüde destek görmüştür. Trump, hem başkan Obama döneminde gündeme gelen mega bölgesel serbest ticaret anlaşmalarına (Transpasifik Ticaret Anlaşması ve Transatlantik Yatırım ve İşbirliği Anlaşması) karşı çıkmış hem de aynı gerekçelerle NAFTA’yı eleştirerek anlaşmanın yeniden tartışılmasını gündeme getirmiştir. Dolayısıyla Meksika duvarına sınır örme söylemini de sözü edilen ekonomik popülizm çerçevesinde değerlendirmek gerekir.  Yasa dışı göçleri önlemek ve sınır güvenliğini artırmak amacıyla Meksika sınırına duvar örülmesi gerekliliği söylemi yabancı düşmanlığının giderek yükseldiği koşullarda göçmen karşıtlığı kartının oynanması hamlesi olmuş ve seçmen nezdinde karşılık bulmuştur.

Müslümanların ülkeye girişini yasaklayan seçim vaadini “terörizme eğimli ülkeler” olarak değiştirmesinde, Beyaz Saray bürokrasisinin etkisi/rolü nedir?

Seçim öncesi yapılan pek çok vaat ve söylem seçim sonrasında daha yumuşak bir zemine oturmak durumundadır. “Taç giyen baş akıllanır.” sözünü anımsatan bu eğilim ABD’de özellikle seçim öncesi yapılmış radikal vaatlerin yumuşamasında göze çarpmaktadır. Ancak bu noktada Beyaz Saray bürokrasisinin ciddi bir rolü olduğu açıktır. Bu etki sayesinde Trump, seçim boyunca kullandığı “Bu insanların kim olduğunu bilmiyoruz.” söylemiyle pekiştirdiği Müslümanların ülkeye girmesi yasağı kararını terörle bağlantılı ülkeler tanımıyla yumuşatmıştır.

Trump’ın vergi oranlarını düşürme politikasının üst sınıf çıkarına olması ve ABD’yi 5.9 trilyon dolarlık zarara uğratmasının ABD ekonomisi ve Trump’ın politik imajına ne yönde etkisi olmuştur?

Trump, vergi indirimi uygulamalarını, ABD ekonomisinin daha rekabetçi hale gelmesini sağlayacağı iddiasıyla gündeme getirmiştir. Bununla birlikte indirimlerin orta sınıf ailelere de yardımcı olacağı da söylemleri arasında yer almıştır. Başkan, azalan vergi yükü nedeniyle ekonominin büyüyeceğini ve vergi gelirinin artacağını öne sürmektedir. Ancak öngörülen büyümenin uzun vadede orta sınıfa da kazandıracak seviyede olmayacağı, kişisel muafiyetleri ve standart kesintileri ortadan kaldırdığı için orta sınıf ailelere daha çok vergi yükümlülüğü getireceği ekonomistler tarafından öngörülmektedir. Trump’ın önerisi özellikle yüksek yerel ve eyalet vergileri ödenen bölgelerde orta sınıfı daha da zora sokacak bir düzenleme olarak kabul edilebilir. Bununla birlikte uzun vadede ülke ekonomisini zarara uğrattığı da açıktır. Vergi planı bağlamında savunulanlar ile gerçekler örtüşmediğinden sözü edilen zenginlere kazandıran vergi indiriminin Trump’ın imajına zarar vereceği açıktır.

Trump’ın, NAFTA’nın feshedilmesi ile ilgili vaadini Meksika’da bulunan kendi şirketlerine zarar geleceğini bilmesine rağmen yerine getirme konusunda direnmesini neye bağlıyorsunuz?

Başkan Trump’ın genel olarak serbest ticaret anlaşmalarının ABD ekonomisine zarar verdiği söylemi ve tutumu özelde NAFTA’nın yeniden müzakere edilmesi taleplerini de beraberinde getirmiştir. Aslında asıl hedeflenen anlaşmanın içeriğinin değiştirilerek ABD lehine düzenlemelerin gerçekleştirilmesinin karşı tarafa dayatılmasıdır. NAFTA’nın ABD imalat sektörüne zarar verdiğini belirten başkan, NAFTA’nın Meksika ile ikili ticarette ABD aleyhine 60 milyar dolarlık açık yarattığını iddia etmektedir. Anlaşmanın, küreselleşmenin gereklerine uygun olarak revize edilmesi gerekliliği taraflar arasında kabul gören bir argüman olabilir. Ancak NAFTA, ABD ekonomisine zarar vermek bir yana özellikle Ford ve Boeing gibi firmalar için önemli avantajlar yaratan düzenlemeler sağlamış, Amazon, Fed-Ex, e-Bay gibi siteler de NAFTA anlaşması sayesinde önemli karlar elde etmişlerdir. 2016 itibariyle Meksika ve Kanada’nın ABD’den ithal ettiği mal ve hizmetlerin 583 milyar dolara tekabül ettiği düşünülürse anlaşmadan ABD ekonomisinin bir hayli istifade ettiği de açıktır. Yine Atlantik Konseyi raporlarına göre Kanada ve Meksika ABD tarım ürünlerinin en önemli pazarı durumundadır ve NAFTA düzenlemeleri olmadan Kanada ve Meksika’nın ABD’ye vergi uygulamaları ülke ekonomisinde önemli tahribata sebep olacaktır. Gelinen noktada anlaşmanın ABD çıkarlarını önceleyen biçimde yenilenmesi yoksa feshedileceğinin açıklanması yine sözde ABD üreticilerini korunuyor görünmekle birlikte başkanın genel olarak müzakere yürütmek konusundaki başarısızlığını göz önüne sermektedir ve kazan-kazan ile sonuçlanabilecek süreçleri baltalaması ABD üreticisine zarar getirecektir.

Göçmenlerden oluşan bir devlet olan ABD’de, Trump’ın ırkçı ve İslamafobik politikalarının talep görmesi bize ABD’de milliyetçi bir kesimin oluştuğunu mu gösterir?

Yukarıda da belirttiğim gibi 2008 ekonomik krizinin de etkisiyle sosyolojik olarak “ sessiz devrim” diye nitelendirilen bir süreçten geçiyoruz. Bu süreç özellikle insan hakları, kadın erkek eşitliği, kültürel çoğulculuk, kozmopolitanizm gibi 70’li yıllardan bu yana kazandığımız değerleri tam tersine döndüren gelenekselliği, yabancı düşmanlığını, ırkçılığı ve kutuplaşmayı yücelten bir dönem. Dolayısıyla ırkçı ve islamafobik politikalar sadece ABD de değil tüm dünyada talep görüyor. Bu durumun en açık örneğini Avrupa’da sağın yükselişinde, ırkçı partilerin parlamentolara girişinde ve oy oranlarını yükseltmelerinde gözlemlemek mümkün. Son dönemde seçimlerin genellikle sağ partiler tarafından kazanılması ve aşırı sağın talep görmesi belirttiğim gibi sadece ABD için değil dünya siyaseti açısından sancılı bir süreç. Dolayısıyla bu durumun ABD’de köklü bir değişim yaratarak milliyetçi bir damar yaratmadığını, hayat standartlarının düşmesi, işsizlik ve refah kaybı gibi endişelerin yabancı düşmanlığını beslediğini ancak bunun geçici bir dönem olduğunu düşünüyorum. Bu sürece ideolojik bir milliyetçilikten ziyade kendi hayat standartları konusunda endişe yaşayan ve liberal sisteme inancını yitirmiş insanların tepkisi olarak bakmak mümkün.

İslam coğrafyasında askeri birliklerini azaltacağını söyleyen ve “Bırakın Rusya uğraşsın” diyen Trump, seçim sonrası Ortadoğu’da askeri birliklerini arttırdı ve yeni işbirlikleri kurdu, Trump’ın bu politika değişikliğini nasıl yorumlarsınız?

Öncelikle başkan Trump’ın dış politika konusunda başarılı ve vizyon sahibi bir lider olduğunu düşünmüyorum. Özellikle bugün çok tartışılan ve tepki gören Kudüs kararı ile Ortadoğu barışına verilebilecek en büyük zarara neden olması da bu durumun bir göstergesi niteliğindedir. Dolayısıyla göreve başladığı günden beri izlediği dış politika pek çok sorun ihtiva ediyor. Ortadoğu’daki askeri birlikleri azaltma kararı, başkanın ABD çıkarlarını üstün tutma söylemi ile girdiği seçim kampanyalarında kamuoyu açısından bir karşılık bulmuş olabilir. Uzun yıllar süren Irak Savaşı ve Afganistan müdahalesi ve Suriye krizi hem uluslararası toplum açısından ABD meşruiyetini yıpratmış hem de ekonomik açıdan ülkeyi önemli ölçüde külfet altına sokmuştur. Dolayısıyla seçim kampanyası sırasında Ortadoğu’dan çekilip ABD’nin kendi coğrafyasına dönmesi söylemleri bu bağlamda değerlendirilmelidir. Bununla birlikte değişen dengeler, Rusya’nın Ortadoğu’da artan kontrolü, Türkiye ile yaşanan sorunlar ancak en çok da İran’ın coğrafyadaki rolünü perçinlemesinin ABD çıkarları açısından istenilmediği şekilde geliştiğini söylemek mümkündür. Bu açıdan Ortadoğu liderliğini İran ve Rusya’ya kaptıran Trump, yeni işbirlikleri özellikle de Mısır, Suudi Arabistan, İsrail hattı üzerinden İran’ı kontrol altında tutmaya çalışmıştır.

Seçim öncesi içine kapanık bir ABD vaat eden Trump, seçim sonrası çok daha saldırgan bir politika izledi ve ABD dış ilişkilerinde birçok sorun yaşayan bir devlet haline geldi. Bu politika değişikliğinin nedeni sizce nedir?

Yukarı da belirtildiği üzere dış politikada vizyoner ve dengeli bir siyaset üretemeyen başkanın iç siyasette de askeri bürokrasi ile başının dertte olduğu söylenebilir. Dolaysıyla saldırgan tutumları, ani kararları, Kudüs kararı gibi çatışmayı tetikleyebilecek politikaları kendi azil sürecinin başlamasına az kaldığı yönündeki yorumları da beraberinde getirmektedir. Pentagon ile Beyaz Saray arasında politika yürütmenin zorluğu dış politikada ciddi sorunlara, tutarsızlıklara ve ABD gücünün aşınmasına neden olmaktadır. İran ile nükleer programın bitirilmesi, AB ile askeri harcamalar yüzünden tırmanan gerginlik Türkiye ile ilişkiler ve PYD/YPG’ye verilen destek Pentagon ile Beyaz Saray’ın uzlaşma sorunu yaşadığı önemli örneklerdendir. Dolayısıyla dış politikada daha etkin olmaya yönelik saldırgan politikayı bir yandan iç politikada iktidarda kalma mücadelesinin dışa yansıması diğer yanda da başkanın iktidarını güçlendirmek için kendisini destekleyen grupların desteğini sürdürmesi için atılmış adımlar olarak değerlendirmek mümkündür.

Trump’ın seçim öncesinde Türkiye ile ılımlı ilişkiler hedeflediğini biliyoruz. Fakat son dönemde yaşanan vize krizi iki ülke arasında gerginliğe yol açtı. Bu politika ile Trump, Türkiye ve ABD ilişkilerinde nasıl bir gelecek ön görmüştür?

Türkiye ve ABD arasındaki vize krizi gerginliğini, iki ülke arasında gerginliğe yol açan başlı başına bir neden olarak değerlendirmemek gerekir. Zira vize krizi,  ABD’nin Suriye’de PYD/YPG desteği, Rıza Zarrab davası, Gülen’in iadesi konusunda yaşanan sorunlar, Türkiye’nin batı ittifakı tarafından hayal kırıklığına uğratıldığını ve yalnız bırakıldığını hissetmesi ve S-400 füzelerinin alımıyla taçlanan ve giderek daha olumlu hale gelen Türkiye-Rusya ilişkilerinin bir sonucu olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır. Kısacası vize krizinin asıl nedeni Türkiye ve Rusya arasında yaşanan yakınlaşmadır. Uzun süredir Ortadoğu politikalarındaki ayrışma göz önüne alınırsa Trump’ın amacının, Türkiye yönetimine baskı aracı üreterek Ankara’nın hem iç siyaset hem de dış siyaset alanında ABD’nin çıkarları ile uyumlu bir biçimde hareket etmesinin sağlanması olduğu söylenebilir.  Bölgede Suudi Arabistan’ın ve İran’ın ön plana çıkmasıyla Türkiye’nin bölgesel güç olarak konumunu zorlayan gelişmeler söz konusu olmuştur. Bu bağlamda Ortadoğu’da ABD politikalarını formüle ederken Türkiye’den çok Suudi Arabistan, Mısır ve İsrail ekseni ile hareket etmektedir. Bu açıdan Türkiye biraz dışarıda bırakılmıştır demek yanlış olmayacaktır. ABD ile Türkiye arasında hem çıkar çatışması hem de değer ve vizyon çatışması yaşandığı düşünülürse söz dinlemeyen ve ABD ile uyumlu hareket etmek istemeyen Türkiye’nin Trump tarafından oyunun dışına itilmeye çalışıldığı söylenebilir. Bu zorlu dönemde Türkiye’nin esneklik gerektiren dış politikalar yaratması ve dengeli bir dış politika izlemesi gerekmektedir. İlişkilerin tamamen kopması ve NATO ittifakı bağlamında müttefiklik ilişkilerinin sorgulanması, Türkiye açısından çok daha zor bir sürecin oluşmasına neden olabilir. Dolayısıyla Rusya ile oluşan yakınlığın iyi dengelenmesi ve NATO, AB ile ilişkilerin yeniden düzenlenerek iplerin yeniden ele alınması, Trump’ın Türkiye’yi dışarda bırakmaya yönelik Ortadoğu politikalarına karşı yapılması gereken hamlelerdir.

 

Hazırlayanlar:

Ömer ÇETİN

Melike DURMUŞ

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s