Şeyma BİLGEN yazdı: “Kutsal Ateş Doğalgaz, Kutsal Kase Rusya ve Enerji Koridoru Türkiye”

GİRİŞ

Kutsal ateş ve kutsal kâse kavramlarını gören okuyucularımız bu makalenin bir Harry Potter filmi veya bir Dan Brown kitabı eleştirisi olduğunu düşünerek okumaya başlamış ise okumayı bu cümleyi bitiren noktadan sonra bırakabilir zira bu kanı tamamen yanlıştır, bu yazı 21.yy enerji sektörünün kutsal ateşi olan doğalgaz hakkındadır.

Gelişmekte ve nüfusu artmakta olan dünyanın, enerji ihtiyacı da bütün bu büyümelerle doğru orantılı olarak artmaktadır. Bu ihtiyacı karşılamak için var olan enerji kaynakları yeterli gelmemekte ve bu da yeni enerji kaynaklarının aranmasına zemin hazırlamaktadır. Bu çalışmanın amacı fosil yakıtlar arasında dünya genelinde kullanım alanı giderek yaygınlaşan ve tüketim miktarı hızla artan doğalgazın dünyadaki ekonomik ve siyasi etkilerini göstermektir. Her ne kadar doğalgaz tarihi çağlardan beri bilinen ve kullanılan bir enerji kaynağı olsa da ekonomik önemini henüz yakın tarihte kazanmıştır. Nitekim tarihçiler geçmişte petrol arayanların doğalgazla karşılaştıklarında sevinmediklerini, tam tersine hayal kırıklığı yaşadıklarını söylemektedir.

Doğalgazın dünyadaki ekonomik ve siyasi etkileri özellikle Rusya ve Türkiye üzerinden ele almaya çalışılacak ve bu konunun Avrupa’ya olan etkilerinden bahsedilecek ayrıca siyasi ilişkileri nasıl ve ne kadar etkilediği de belirtilecektir.

BİR ENERJİ KAYNAĞI OLARAK DOĞALGAZ

Fosil yakıtlar grubundan hidrokarbon kökenli bir enerji kaynağı olan doğalgazın oluşumu konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Ancak yaygın görüş, diğer fosil yakıtlar gibi doğalgazın da milyonlarca yıl önce yaşamış bitki ve hayvan atıklarının, yeraltında yüksek sıcaklık ve basınç etkisiyle kimyasal değişmeye uğramasıyla oluştuğu, yani organik kökenli olduğudur.[1] Doğalgaz; gözenekli kayaçların boşluklarına sıkışmış olarak veya serbest halde bulunan renksiz, kokusuz ve hafif bir gazdır. Genellikle petrol sahalarında bulunur. Bileşimi metan, etan, bütan, propan, karbondioksit, oksijen, nitrojen, hidrojen sülfit gibi gazlar içermektedir.[2]

Doğalgazın diğer yaygın enerji kaynaklarıyla karşılaştırıldığında hem pozitif hem de negatif tarafları bulunmaktadır. Örneğin kömür ve petrol gibi fosil yakıtların kullanımı pek çok çevre sorununu da beraberinde getirmektedir. Yanmadan arta kalan katı atıklar ve partiküller, atmosfere salınan karbonmonoksit ve karbondioksit gibi zararlı gazlar çevreyi ve canlı hayatını olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Yakın dönemde meydana gelen kazalar ve afetler nedeniyle önemli enerji kaynaklarından biri olan nükleer enerjiye de nispeten kuşkuyla bakılmaktadır. Kısacası geleneksel katı ve sıvı yakıtların tamamı yanma sırasında atmosfere çevre ve insan sağlığı üzerinde zararlı etkileri bulunan bazı gazlar yayarken, temiz enerji olarak da adlandırılan doğal gazın fazla kirletici etkisi yoktur.[3]

Kimyasal özellikleri dolayısıyla oda sıcaklığında ve atmosferik basınç altında tamamen gaz halinde bulunan doğalgaz, fosil enerji kaynakları arasında pek çok üstün özelliği ile ön plana çıkmaktadır. Örneğin nispeten zehirsiz bir gazdır, solunması halinde aşırı olumsuz bir etki yapmaz. Havadan daha hafif olup, atmosferde yükselme eğiliminden dolayı gaz kaçağı durumunda havalandırma bacalarından kolaylıkla dışarı atılabilmektedir. Diğer fosil yakıtlara göre en üstün özelliklerinden biri de tam yanmaya bağlı olarak maksimum enerji sağlamasıdır. Ayrıca kullanımı kolay ve ekonomik olup, fazladan işgücü ve mesai gerektirmemektedir.[4]

Doğalgazın diğer fosil yakıtlara göre en zayıf yönü ise stoklama güçlüğüdür.[5] Saklanması ve depolanması maliyetli olup, çıkarıldıktan sonra tüketim bölgelerine kısa sürede arz edilmesi çok daha ekonomiktir. Bununla birlikte tankerlerle veya boru hatlarıyla uzak bölgelere taşınabilir. Bu nitelikleri, özellikle de boru hatlarıyla kolay taşınabilmesi doğalgaz kullanımının tüm dünyada yaygınlaşmasında etkili olmuştur.[6] Belirtilen özelliklerinden dolayı doğalgaz günümüzde ısınmada ve elektrik üretiminde yoğun bir şekilde kullanılır hale gelmiştir. Nitekim dünya birincil enerji tüketimindeki payı % 22, elektrik enerjisi üretimindeki payı ise % 17 düzeyindedir. Ayrıca hammadde kaynağı olarak sanayide yoğun bir şekilde kullanılmaktadır.[7]

Doğalgaz kullanımının tarihine de ufakça değinmek gerekirse doğalgaz, tarihî çağlardan beri bilinen ve kullanılan bir enerji kaynağıdır. Nitekim eski Yunan ve Mısır toplumlarında yanan gaz veya kutsal ateş olarak nitelendirilen doğalgaz, M.S. 221-263 yıllarında Çin’de (Shu Han Krallığı Dönemi) tuz kurutma işlerinde kullanılmıştır. XVII. yüzyılda İtalyanlar tarafından aydınlatma ve ısıtma amaçlı kullanıldığı görülmektedir. Üretim sektöründe ilk doğalgaz kullanımı ise 1815 yılında ABD’de Charleston (Batı Virginia) bölgesindeki bir tuz madeni civarında gerçekleşmiştir. İlk ticarî gaz işletmeciliği bundan beş yıl sonra, 1820’de W. Hart tarafından New York’ta yapılmıştır. Yine boru hatları ile ilk kez taşınması işlemi ise 1883 yılında ABD’de gerçekleştirilmiştir.[8]

JEOEKONOMİK VE JEOPOLİTİK EKSENLERDE DOĞALGAZ

Bir önceki başlıkta doğalgazın teknik bilgileriyle beraber tarihine de kısaca değinmiştik. Bu başlık altında ise doğalgazın jeoekonomik ve jeopolitik boyutlarını ayrı olarak ele alacağız ki ekonomi, sanayi ve siyasi ilişkilerdeki etkilerini daha rahat ve net bir şekilde inceleyelim.

Doğalgaz tarihi çağlardan beri bilinmesine karşın ekonomik önemini henüz yakın tarihte kazanmıştır. Bu değeri jeoekonomik açıdan açıklamak için ilk önce jeoekonomi kavramını tanımalıyız.

Jeoekonomi kavramı birçok kuramcı tarafından ulusal, uluslararası ve küresel ekonomik ilişkileri açıklamak için kullanılmaktadır. Jeoekonomi en kısa ve genel tanımıyla, uluslararası ekonomik ve politik ilişkilerde bir bölge veya ülkenin coğrafyasının ve ekonomisinin stratejik bir biçimde değerlendirilmesidir.[9] Conway,  jeoekonomiyi bir bilim olarak görmektedir. Ona göre jeoekonomi; uluslar, devletler, şehirler ve şirketler için en yüksek gelişme düzeyini sağlamak üzere doğal kaynakların ve insan gücünün verimli bir şekilde bir araya getirildiği yeni bir disiplindir.[10]

Genel olarak jeoekonomide üç temel yaklaşımdan söz edilmektedir. Bunlar; belli bir bölge veya coğrafyadaki doğal kaynaklar ve bu kaynakların denetlenme ve kullanılma politikası[11], küresel ekonominin sıkı sıkıya bağlı olduğu ekonomik söylem[12][13][14], ve uluslararası alanda finans, sermaye ve ticaret hareketleri ile bu hareketlerin arkasındaki politik ilişkilerdir.[15]

Jeoekonomi ve jeopolitik bilimlerinin üzerinde odaklandığı en temel konu, güç ve gücün kullanımıdır. Günümüzde ülkelerin güç parametreleri birbirlerinden bağımsız yalın unsurlar olarak değil, her biri yeni fonksiyonlarla birbirini etkileyen dinamik unsurlar olarak değerlendirilmektedir. Çağımızda ulusal gücün en önemli belirleyicisi, ekonomidir. Tutarlı bir strateji belirleyip, bu doğrultuda ekonomik kaynaklarını ve nüfus potansiyellerini iyi değerlendirebilen ülkeler zaman içerisinde büyük güç ya da küresel güç haline gelebilirler.[16] Diğer yandan günümüz koşullarında güçlü bir ekonomiye sahip olmak ve onu sürdürebilmek büyük ölçüde enerji kaynaklarına bağlıdır. Nitekim dünya genelinde birincil enerji kaynakları arzı GSMH’lerin yaklaşık % 6-7’sini oluşturmaktadır. Dolayısıyla enerji konusu ülkeler açısından ekonomik faaliyet alanı olmanın ötesinde; ekonomik büyüme, iç huzur ve barışın tesisi için stratejik bir anlam ifade etmektedir.[17] Diğer yandan son yıllarda sürekli dünya gündeminde olan küresel ısınma ve iklim değişikliği konusu enerji kaynakları ve bunların kullanımıyla yakından ilişkilidir. Bütün bunlar temelini coğrafyanın oluşturduğu yeni bir bilimsel disiplinin, Enerji Jeopolitiği’nin doğmasına zemin hazırlamıştır.[18]

DOĞALGAZIN ENERJİ SEKTÖRÜNDEKİ VE ULUSLARARASI TİCARETTEKİ YERİ

Doğalgazın tarih sahnesine çıkışı 1970’lerdeki petrol kriziyle başlamış, üretim, tüketim ve ticaretindeki hızlı artışa paralel olarak kısa sürede güçlü bir enerji aktörü haline dönüşmüştür.

Doğalgaz tarih sahnesine çıkmadan çok önceleri bilinmesine ve kullanılmasına rağmen ekonomik değer kazanması yakın tarihte gerçekleşmiştir. Nitekim tarihçiler geçmişte petrol arayanların doğalgazla karşılaştıklarında sevinmediklerini, tam tersine hayal kırıklığı yaşadıklarını ifade etmektedir. Bunun başlıca nedenleri gazın pazara ulaştırılması için ciddi altyapı yatırımı gerektirmesi ve pazarlanmasında karşılaşılan güçlüklerdir. Dolayısıyla dünya genelinde çok büyük doğalgaz rezervleri yıllarca üretime açılmamış, daha ziyade petrol tercih edilmiştir.[19] Ancak zamanla koşullar değişmiştir. Günümüzde pek çok ülkenin ekonomisi hızla büyümektedir. Dünya genelinde nüfus çoğalmakta, yaşam standartları ve refah seviyesi yükselmekte buna paralel olarak enerji tüketimi artmaktadır. Bu durum enerji üretiminde petrol, kömür ve su gücü gibi klasik enerji kaynaklarının yanında, alternatif arayışları da beraberinde getirmiştir. Özellikle sanayileşmiş ülkeler iklim değişimi ve çevre sorunlarının da etkisiyle petrol ve kömür gibi kirleticiliği ve sera etkisi özelliği yüksek olan yakıtlara alternatif olarak, doğalgaza çok daha fazla yönelme eğilimindedirler.[20] Kuşkusuz bunda 1970’lerde başlayan petrol krizinden sonra petrol fiyatlarında meydana gelen aşırı yükselme ve fiyat dalgalanmalarının da payı vardır. Ayrıca bu yönelişte boru hattı taşımacılığı ve çevrim santralleri gibi doğalgazın kullanımını kolaylaştıran ve yaygınlaştıran teknolojilerin gelişmesi ve ucuzlaması da etkili olmuştur.[21]

Dünyada doğalgazın üretildiği ve tüketildiği bölgeler giderek farklılaşmakta ve tüketimi hızla yaygınlaşmaktadır. Bu durum doğalgazı önemli bir dış ticaret maddesi haline getirmiştir. Çok sayıda ikili ve çoklu uluslararası antlaşma yapılmakta, dünya borsalarında alınıp satılmaktadır.

şeyma tablo1

Tablo 1. Uluslararası Doğalgaz Ticareti (milyon m³)
Kaynak: BP, 2010

2009 yılı dünya doğalgaz üretiminin 876.54 milyon m³`ü, yani % 30 kadarı dış ticarete konu olmuştur (Tablo 1). Kuskusuz bu oran oldukça yüksektir. İhracatta Rusya Federasyonu`nun (% 20.9) çok belirgin bir üstünlüğü söz konusudur. Bu ülkeyi Norveç (% 11.25), Kanada (% 10.52), Katar (% 7.78) ve Cezayir (% 6.01) izler.

şeyma tablo2

İthalatta ise ABD (% 12.8), Almanya (% 10.13) ve Japonya`nın (% 7.91) büyük bir ağırlığı vardır. Türkiye, 33.18 milyon m³ (% 3.78) ithalatıyla önemli bir alıcıdır. AB’nin doğal gaz tüketiminin AB içi üretimle karşılama oranı 2000 yılında % 11.9 iken, 2030 yılında bu oranın % 5.9‟a düşeceği öngörülmektedir. Bu durum doğal gaz açısından Birliğin ithalat bağımlılığın daha da artacağı anlamına gelir.[22]

Toplam dünya doğalgaz ihracatının % 92 kadarını sadece 20 ülke gerçekleştirmektedir. Benzer bir durum ithalat için de geçerli olup, toplam dünya ithalatının % 85 kadarı 20 ülke tarafından yapılmaktadır. Bu tablonun bir sonucu olarak başını Rusya Federasyonu’nun çektiği doğalgaz zengini ülkeler piyasa koşullarını belirlemek amacıyla kendi aralarında işbirliği arayışına girmişlerdir. Nitekim petrolde olduğu gibi gazda da OPEC benzeri uluslararası bir örgüt kurma çabası söz konusudur.[23]

Doğalgaz piyasası yakın zamana kadar büyük ölçüde petrole göre şekillenirken, günümüzde kendi özel piyasası oluşmaya başlamıştır. Gelecekte doğalgaz ticaretinde en yoğun gelişmenin Avrupa ve Asya-Pasifik bölgelerinde gerçekleşeceği, artan talebe paralel olarak fiyatların da yükseleceği beklenmektedir. Esasen fiyatlar arz-talep dengesinden ziyade, doğalgaz üreticisi ülkelerin ve şirketlerin uyguladıkları politikalara göre şekillenmektedir.[24]

Dünya üzerinde genel olarak fosil kökenli enerji kaynakları düzensiz bir coğrafî dağılım göstermekte olup, bu durum doğalgaz için çok daha belirgindir. Bu dengesizliğin bir sonucu olarak gaza sahip olmak ve onu üretmek kadar, tüketim bölgelerine ulaştırmak da önemli hale gelmektedir. Genel olarak günümüzde enerji politikaları, enerji arzı ve enerji güvenliği kavramları etrafında şekillenmektedir.[25] Doğalgazın üretim alanlarından tüketim alanlarına nakli sıradan bir taşımacılık olmanın ötesinde olup, stratejik bir nitelik kazanmıştır. Üreticiler, tüketiciler ve küresel aktör olmanın enerji alanlarını kontrol etmekten geçtiğinin farkında olan büyük güçler kendi çıkarları doğrultusunda enerji politikalarını belirlemekte ve bu konuda kendilerine ortak bulmaya çalışmaktadırlar.[26] Bu durum uluslararası alanda yeni bölgeler arası kutuplaşmaları veya ittifakları gündeme getirmiştir. (Rusya ve Türkiye arasında oluşan ittifaka yazının ilerleyen kısımlarında değineceğiz.) Diğer yandan üreticilerin yanında doğalgazın tüketicilere nakledilmesinde boru hatlarına ve tanker geçişlerine ev sahipliği yapan denizler, boğazlar ve ülkeler de önem kazanmaktadır. Türkiye bu konumdaki birkaç önemli ülkeden birisi olup, konunun uzmanları tarafından “enerji köprüsü” olarak nitelendirilmektedir.[27] [28] Doğalgazın nakli için yeni alternatifler ve projeler geliştirilmektedir. Bu projelerden biri olan ve köprü olarak Türkiye’yi kullanacak Türk Akım projesine değinmeden önce doğalgazın taşınmasında önemli bir yeri olan boru hatlarından (pipeline) bahsetmenin yerinde olacağını düşünüyoruz.

Dünyada üretilen petrolün % 38’i, doğalgazın ise % 75’i tüketim veya dağıtım merkezlerine boru hatlarıyla nakledilmektedir. Kuskusuz boru hatlarının inşası çok yönlü, uzun zaman gerektiren, yüksek maliyetli süreçlerdir. Her şeyden önce mal sahibi ülke veya ülkeler ile alıcıların uzun vadeli anlaşmalarını gerektirir. Çünkü boru hatlarıyla birbirine bağlanan ülkelerin başka yönlerden de birbirlerine bağlandıklarını söylemek doğru olacaktır. Ayrıca alıcı ve satıcı ülkeler dışında boru hattının inşası, doğalgazın çıkarılması, sevkiyatı ve finansmanı gibi konularda çok çeşitli şirketlerin ve kuruluşların devreye girmesi olayın şeklini epeyce değiştirmektedir. Bu durumda boru hatları konusu sıradan bir ekonomik yatırım olmaktan çıkmakta, politik ve stratejik bir nitelik kazanmaktadır.[29] Günümüzde pek çok ülke, mevcut doğalgaz boru hatlarının yanında ihtiyacın gerektirdiği yeni hatlar inşa etme çabası içindedir. Ortaklık antlaşmalarının kaçınılmaz olduğu bu projelerde, jeopolitik arenada küresel güç unsuru olan ya da olmayı hedefleyen devlet ve organizasyonlar kendi menfaatleri doğrultusunda büyük gayret sarf etmektedirler.[30] Esasen söz konusu bu ülkeler ve organizasyonlar enerji jeopolitiğinin bel kemiğini oluştururlar.[31] Ayrıca devletler ve organizasyonların yanında başını Rus Gazprom`un çektiği bazı büyük şirketlerin doğalgaz piyasasını şekillendirdiğini ve çoğu zaman bu şirketlerin ülke politikalarını dahi belirlediğini söylemek mümkündür.[32]

DOĞALGAZIN AVRUPAYA VE DİĞER ÜLKELERE OLAN POLİTİK ETKİLERİ

Avrupa Birliği hâlihazırda enerji talebinin yarısından fazlasını dışarıdan karşılamakta iken Avrupa’nın kendisini oldukça rahatsız edici bir durumda bulduğunu söylemek gayet yerinde ve doğru bir ifade olacaktır zira Avrupa doğalgaz ihtiyacının en az %60’ını ve mümkün bir şekilde %90 kadarlık kısmını Avrupa dışındaki ülkelerden ithal etmek zorundadır.[33] Bu durum hem ekonomik hem de politik sorunları beraberinde getirmektedir.  Ekonomik olarak bu durum yabancı üreticilere doğru çok büyük bir finansal akış yaratmaktadır. Aynı zamanda politik açıdan da Avrupa’yı zayıf ve ihtiyaç içinde bir konuma sokan bu durum büyük doğalgaz kaynaklarına sahip ülkelerle olan ilişkisinde Avrupa’nın birçok çeşitli güçlükle karşılaşmasına sebep olmaktadır. Her iki durumda da bu çeşit bir dengesizlik ihracat yapan ülkelere, fiyatları ve kuralları belirleyen anlaşmalar ve pazarlıklar esnasında devasa bir güç vermektedir. Şu esnada Avrupa’nın bağımlılığı temel olarak Rusya ve Kuzey Afrika ülkelerine (özellikle Cezayir olmak üzere Mısır ve Libya) bulunmakta; ancak gelecekte LNG’nin gelişimi ile beraber, Ortadoğu’nun (özellikle Katar olmak üzere Birleşik Arap Emirlikleri ve muhtemelen İran) önemli bir arz kaynağı olması beklenmektedir.[34]

Birlik, sorunun çözümü için ithalatta farklı ülkelere ve yeni doğalgaz boru hattı projelerine yönelme eğilimindedir. Doğalgaz zengini Rusya Federasyonu hem bu kaynaktan ekonomik bakımdan azamî ölçüde kazanç sağlama hem de stratejik bir koz olarak kullanma eğilimindedir. Bunun için kendi kaynakları dışında Hazar Havzası doğalgaz yatakları üzerinde de gücünü ve etkinliğini pekiştirecek politikalar izlemektedir. Bu çerçevede özellikle Azerbaycan’ı ve Türkmenistan’ı rotasında tutmaya çalışmakta, zaman zaman İran ve Çin ile işbirliği yapmakta, üstünlüğünü zayıflatacak her türlü alternatif boru hattını ve projeyi engellemeye çalışmaktadır. ABD ise stratejisi gereği bu politikaların karşısında yer almakta, enerji havzalarını ve enerji geçiş yollarını denetim altında tutabilmek için daha ziyade Kenar Kuşakta yer alan bölge ülkeleriyle işbirliği yapmaktadır. Diğer yandan hızlı bir ekonomik büyüme içinde olan Çin, artan enerji ve doğalgaz ihtiyacını karşılamak için Hazar Havzası’yla ve Orta Asya ile yakından ilgilenmektedir. Hiç şüphesiz bu durum küresel ve bölgesel güç mücadelelerini de beraberinde getirmektedir. Özellikle Hazar Havzası doğalgaz kaynaklarının değerlendirilmesi hususunda büyük bir rekabet söz konusudur. Öyle ki temel aktörlerin ABD, Rusya Federasyonu, Çin, İran ve Türkiye olduğu bu küresel güç mücadelesi, stratejistler tarafından “Yeni Büyük Oyun” olarak nitelendirilmektedir. [35]

RUSYA-AB-TÜRKİYE ÜÇGENİNDE TÜRK AKIMI PROJESİ

Türk Akımı projesini çok daha iyi anlatabilmek adına bu başlığı alt başlıklarda daha detaylı bir şekilde inceleyeceğiz ancak kısa bir özet halinde konuyu bu başlık altında da aktarmaya çalışacağız.

Ukrayna’da 2013 yılında başlayan iç savaş ve devamında Kırım’a gerçekleştirilen Rusya müdahalesi Batı dünyası ile Rusya arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başlamasına sebep olmuştur.[36]  Bu durumun da Soğuk Savaş dönemindeki bloklaşmayı Ukrayna krizi üzerinden tekrar gün yüzüne çıkardığını söylemek yerinde olacaktır. Bu durum karşısında tepki göstermekte gecikmeyen Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği (AB), Rusya’ya karşı ticari ambargo uygulama kararı alırken, Rusya’nın yaptırımlara Avrupa kıtasının kendisine önemli ölçüde bağımlı olduğu enerji kartını kullanarak karşılık vermesi, yaşanan gerilimin devam edeceğini göstermektedir.[37] Rusya’ya karşı başlatılan ticari engellemeler sonrasında Rusya Devlet Başkanı Putin’in Aralık 2014’te Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyaret ayrı bir önem kazanmıştır. Gerçekleştirilen toplantı sonrası Putin tarafından, Karadeniz altından Avrupa’ya gaz akışını sağlaması planlanan Güney Akım’ın iptal edildiği ve bunun yerine Türkiye üzerinden Türk Akımı olarak adlandırılan yeni bir enerji hattının geçişi için çalışmalar yapıldığı açıklanmıştır. Türk Akımı, Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkenin ilgiyle takip ettiği bir durum halini almıştır. Güney Akım’ın yeni güzergâhının Türkiye üzerinden Avrupa’ya Türk Akımı adıyla bağlanacak olması Türkiye – Rusya ilişkilerini etkileyecek olduğu kadar Türkiye ile AB ilişkilerinde de enerji üzerinden yeni bir dönemin başlamasına kapı aralayacaktır.[38]

GÜNEY AKIM’DAN TÜRK AKIMI’NA GEÇİŞ

Kasım 2013’te Ukrayna hükümetinin, AB Ortaklık Anlaşması’nı imzalamaması ve Rusya yanlısı politikalarına devam etmesi üzerine başlayan eylem ve gösteriler kısa sürede başkent Kiev’den ülkenin geri kalanına yayılarak Ukrayna hükümetinin devrilmesiyle sonuçlanmıştır.[39] Hükümetin devrilmesiyle birlikte olaylar kısa sürede ülkedeki Rus yanlıları ile AB yanlıları arasında bir iç savaşa dönüşmüştür.[40] İç savaşın sürdüğü sırada gerçekleştirilen referandum sonrasında Kırım’ın Rusya’ya bağlanması başta ABD ve AB üyeleri olmak üzere birçok ülke tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Bu durumu kınamakla yetinmeyen ABD ve AB, Rusya’ya karşı çeşitli ekonomik ve siyasi yaptırımlar uygulama kararı almıştır. Ekonomik ve siyasi yaptırımlar Rusya ekonomisinde etkisini kısa sürede göstermiş, Rus para birimi ruble, dolar karşısında tarihinin en düşük seviyesine gelirken, Rusya Merkez Bankası (Bank of Russia) krizin etkisini azaltmak adına faizleri yüzde 10,5’ten, yüzde 17’ye çıkarma kararı almıştır.[41] Yaşananlar karşısında Rus ekonomisinin belkemiği konumundaki şirketler zarar etmeye başlamıştır. Ambargolar karşısında mali anlamda en çok etkilenen kurumların başında daha önce de bahsettiğimiz Rus enerji şirketi Gazprom gelmektedir. 2013 yılında 21 milyar dolar kâr açıklayan şirketin, 2014 yılına ait kârının yüzde 86 azalarak 3 milyar dolara düşmesi, ambargoların Rusya ekonomisini ne denli etkilediğini göstermesi açısından örnek teşkil etmektedir.[42] Ekonomik açıdan ağır kayıplar vermeye başlayan Rusya, bu yaptırımlara elindeki en önemli güç olan enerji üzerinden karşılık vermeye çalışmış ve bunu da elindeki en güçlü koz olan Rus gazını Karadeniz altından Avrupa’ya iletmesi planlanan Güney Akım projesini iptal ederek gerçekleştirmiştir. 1 Aralık 2014’te gerçekleşen Rusya Devlet Başkanı Putin’in tarihi Türkiye ziyareti sırasında Güney Akım’ın iptalini ve bu proje yerine yine aynı miktarda doğalgazı geçirecek olan Türk Akımı olarak nitelendirilen yeni bir projeyi duyurması özellikle Avrupa basınında geniş yankı bulmuştur.[43]

ABD’nin ve AB’nin ambargolarına karşı alternatifler geliştiren Rusya’nın enerji politikaları da bu anlamda değişim göstermeye başlamıştır. AB ülkelerinin yüksek oranda Rus doğalgazına bağımlı olması bir anlamda Rusya’nın elini güçlendirse de, AB’nin enerji ihtiyacını farklı kaynak (yenilenebilir enerji, shale gaz) ve güzergâhlardan karşılamaya başlaması Rusya için bir tehdit unsuru oluşturmuş durumdadır.[44] Ayrıca, Güney Akım’ın Avrupa’ya girişini sağlayacak olan Bulgaristan’ın Rusya’ya karşı yaptırımlarda üyesi olduğu AB ile aynı safta yer alması projenin iptaline yol açan etmenlerin başında gelmiştir.[45] Bu bağlamda Güney Akım’ın iptali Rusya’yı, ABD ve AB ülkeleri karşısında kritik bir konuma getirmiştir. Bu durum da Rusya’nın yeni enerji güzergâhları bulma arayışına girmesine sebep olmuştur. Bu arayışın sebep olduğu en önemli sonuçlarından biri ise Rusya tarafından Avrupa pazarına gönderilen doğalgazın 2019’dan itibaren Ukrayna üzerinden gönderilmeyeceğinin söylenmesidir. Rusya’nın kara parçası anlamında Türkiye’ye duyduğu güven neticesinde ortaya çıkan Türk Akımı projesinin, enerji transferinde yeni bir güzergâh oluşturması ve iki ülke arasındaki ilişkilere olumlu etkisi bakımından önemlidir.[46] Bu güzergâh şekil 1’de gösterilmiştir.

şeyma tablo 3

Şekil 1.Türk Akım Projesi Muhtemel Geçiş Güzergahı
Kaynak: GAZPROM

Ayrıca Türkiye’nin ilk nükleer santrali olacak olan Akkuyu Nükleer Santrali’nin Rusya’ya ait bir enerji şirketi tarafından yapılacak olması da ikili ilişkilere yeni bir boyut kazandırmıştır. Enerjinin dış politikada stratejik bir silah olmasının yanı sıra ilgili ülkelere maddi anlamda sağladığı kazanç, ülke ilişkilerinde yapılan anlaşmaların ana gerekçeleri arasındadır. Bu anlamda Türk Akımı’nın tercih edilme nedenlerinin başında da Güney Akım’ın yüksek maliyet kalemlerinin varlığı etkili olmuştur.[47] Karadeniz altından geçecek boru hattının Türk Akımı ile birlikte kısalması ve projeden maddi anlamda tasarruf elde edecek olması, ekonomik anlamda zor durumda olan Rusya adına önemli bir fırsattır.[48]

TÜRKİYE’NİN YENİ VİZYONU ÇERÇEVESİNDE TÜRK AKIMI

Türkiye enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal etmektedir ve bu alanda dışa bağımlılığını azaltmak için de son yıllarda önemli adımlar atmaktadır. Bu bağlamda var olan enerji kaynaklarına alternatifler bulunarak doğalgaz ve petrole olan bağımlılık azaltılmaya çalışılmakta hem de bölgedeki potansiyel ülkelerle enerji temeline dayanan ikili ilişkiler geliştirilmektedir. Bu çalışmalar da Türkiye’ye son yıllarda enerji konusunda bölgesel bir aktör olma kimliği kazandırmıştır. Enerji kaynaklarına sahip ülkelere yakın olmasıyla elde ettiği jeostratejik konumunu uzun yıllar iyi değerlendiremeyen Türkiye, TANAP ile birlikte bölgesel enerji denkleminde önemli bir rol oynamaya başlamıştır.[49] Türkiye, Türk Akımı gibi projelerle küresel enerji denkleminde önemli bir pozisyonda yer almaya başlamıştır. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in son Türkiye ziyaretinde Güney Akım’ın iptali ile birlikte projenin Bulgaristan yerine, oluşturulacak yeni hatla Türkiye bağlantılı Yunanistan üzerinden Avrupa’ya taşınacağını duyurması Türkiye’nin enerji denklemindeki konumuna yeni bir boyut kazandırmıştır.[50] Türk Akımı’nın Ruslara ait olması ve ikili görüşmelerin hala devam etmesi, projenin Rusya’nın alacağı kararlar doğrultusunda şekilleneceğini göstermektedir. Bu bağlamda Türk Akımı’nın tamamının Ruslara ait olmasının getirebileceği olumsuzlukların önlenmesi için Türkiye’nin diğer enerji projelerinde olduğu gibi Türk Akımı’nda paydaş olarak yer alması stratejik derecede önemlidir.[51] Bu ve benzeri projelerin Türkiye-AB ilişkilerine de yeni bir boyut kazandıracağı söylenebilir.

Türk Akımı’nın dış politikadaki stratejik değerinin yanı sıra Türkiye’nin artan enerji talebine karşılık verecek olması da bir diğer önemli noktadır. Türkiye’nin enerji alanındaki önceliklerine bakıldığında ilk olarak, enerjinin güvenli ve uygun bir fiyat seviyesinden temin edilmesi gelmektedir. İkinci olarak ise, enerji merkezi olma yolunda atılan adımlara ek olarak enerji transferinde ticari hub olabilmek önem taşımaktadır.[52] Konumu gereği piyasasında toplanacak olan enerji kaynaklarının başka pazarlara ulaştırılmasında güvenli bir liman olabilmek Türkiye’nin enerji politikasının öncelikleri arasında gelmektedir. Bu önceliklerin göz önüne alınmasıyla atılacak adımlar ileride Türkiye’ye önemli kazanımlar sağlayacaktır.

Son dönemde küresel ölçekli önemli enerji projelerinde yer alan Türkiye, enerji merkezi olma konusunda Türk Akımı projesiyle birlikte önemli bir aşama kaydetmiştir. Bununla birlikte yaşanan AB-Rusya geriliminde hem Türk Akımı hem de Güney Gaz Koridoru (GGK) kapsamında TANAP ve TAP projeleriyle Türkiye, enerjinin dağıtımı konusunda aracı bir rol üstlenerek küresel enerji haritasında önemli bir noktaya ulaşacaktır.[53] Enerjinin küresel piyasalardaki önemi düşünüldüğünde enerji merkezi olma yönünde atılan bu adımlar, Türkiye’nin bölgesel bir aktörden küresel bir aktöre dönüşmesi konusunda kilit bir rol oynayacaktır.[54] Bu anlamda Türkiye’nin sahip olduğu stratejik konumu iyi değerlendirmesi ve özellikle doğalgazı ucuz ve güvenli yollardan temin edebilme yollarını iyi değerlendirmesi gerekmektedir.

ŞEYMA BİLGEN pic3

SONUÇ

Dünya genelinde artmakta olan nüfusun ve gelişmekte olan teknolojinin yol açtığı durumlardan biri enerji ihtiyacının da eşzamanlı olarak artmasıdır. Ülkeler bu ihtiyacı karşılamak için var olan enerji kaynaklarının dışında alternatifler bulmak adına birçok çalışma yapmaktadır. 20. yy itibari ile yıldızı parlamakta olan doğalgazın diğer fosil yakıtlara göre pek çok artısı bulunmaktadır ve bu da doğalgazın çok talep edilen bir enerji kaynağına dönüşmesinde etkili olmuştur. Coğrafik olarak doğalgaz kaynaklarının dengesiz dağılımı, üretim-tüketim noktalarının farklılaşması gibi etkenler çeşitli problemleri doğurmuştur. Bu problemler uluslararası alanda gerek ekonomik gerekse politik kararları etkilemiştir. Rusya’nın doğalgaz kaynaklarından elde ettiği gerek siyasi gerekse ekonomik güç Avrupa’yı rahatsız etmektedir. Ancak bu durumdan Türk Akımı projesi ile kazançlı çıkan Türkiye’nin enerji sektöründe elde ettiği bu “enerji koridoru” vasfı ileri görüşlü projeler ve stratejiler ile desteklendiğinde Türkiye’nin bir enerji koridorundan “enerji merkezine” dönüşü kaçınılmaz olacaktır.

ŞEYMA BİLGEN pic1

DİPNOTLAR

[1] Turkish Studies – International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 6/3 Summer 2011, p. 119-136, TURKEY

[2] A.g.e,, s. 121

[3] GÜLTEKIN, A. H. ve ÖRGÜN, Y., 1993, “Doğalgaz ve Çevre”, Çevre Dergisi, Ekim-Kasım-Aralık, Sayı: 9.

[4] ARMAROLI N. & BALZANI, V., 2011, Energy for a Sustainable World, From the Oil Age to a Sun- Powered Future Copyright © 2011 WILEY-VCH Verlag GmbH & Co. KGaA, Weinheim.

[5] SUNU, M., 2003, Petrol ve Doğal Gazın Yer Altında Depolanması, Stratejik araştırmalar Dergisi, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yay., Yıl:1 Şubat 2003, Sayı: 1.

[6] DOKUZLAR, B, 2006, Dünya Güç Dengesinde Yeni Silah Doğal Gaz (Orta Asya’dan-Avrupa’ya), Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul.

[7] Turkish Studies – International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 6/3 Summer 2011, p. 119-136, TURKEY

[8] DOĞANAY, H. ÖZDEMİR, Ü. ve ŞAHİN, İ., F., 2011, Genel Beşerî Ekonomik Coğrafya, Pegem Akademi Yay., Ankara

[9] Turkish Studies – International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 6/3 Summer 2011, p. 119-136, TURKEY

[10] CONWAY, M., 2000, Geo-Economics: The New Science, Conway Data INc., Atlanta.

[11] O’HARA, S., & HEFFERNAN, M., 2006, “From Geo-strategy to Geoeconomics: The ‘Heartland’ and British Imperialism Before and After MacKinder”, Geopolitics, 11

[12] SMITH, A., 2002, “Imagining Geographies of the „New Europe‟: Geo-economic Power and The New European architecture of integration”, Political Geography, 21

[13] SPARKE, M., 2002, Not a State, But More Than a State of Mind: Cascading Cascadias and TheGeoeconomics of Cross-border Regionalism, In Globalization, Regionalization and Cross- border Regions, (Ed.) M. Perkmann, and N.L. Sum, London: Palgrave.

[14] TOAL, G. Ó., 1997, “At the End of Geopolitics? Reflections on a Pluralizing Problematic at the Century’s End”, Alternatives: Social Transformation and Humane Governance 22, 1.

[15] MERCILLE, J., 2008, “The Radical Geopolitics of US Foreign Policy: Geopolitical and Geoeconomic Logics of Power”, Political Geography, 27.

[16] YILMAZ, S., 2008, “Uluslararası ilişkilerde Güç ve Güç Dengesinin Evrimi”, Beykent Üniversitesi, Stratejik Araştırmalar Dergisi, Sayı 1, (Bahar 2008), s.27-65.

[17] XUETANG, G., 2006, The Energy Security in Central Eurasia: the Geopolitical Implications to China‟s Energy Strategy, China and Eurasia Forum Quarterly, Volume 4, No. 4 (2006) p. 117-137

[18] SCOTT L. M., 2010, The Powers That Be/Global Energy for the Twenty-First Century and Beyond, The University of Chicago Press Ltd., Chicago and London

[19] TÜMERTEKİN, E. ve ÖZGÜÇ, N., 2007, Ekonomik Coğrafya Küreselleşme ve Kalkınma, Çantay Kitabevi, istanbul.

[20] CHANDLER, W., 2000, Energy and Environment in the Transition Economies-Between Cold War and Global Warming, Westview Press, Oxford

[21] Turkish Studies – International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 6/3 Summer 2011, p. 119-136, TURKEY

[22] European Commission, 2003, European Energy and Transport: Trends to 2030, DG Energy and Transport Pub.

[23] TRENIN, D., 2008, Energy geopolitics in Russia-EU relations Pipelines,politics and Power The Future of EU-Russiaenergy relations, The Centre for European Reform 2-23

[24] Turkish Studies – International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 6/3 Summer 2011, p. 119-136, TURKEY

[25] Clingendael International Energy Programme, 2008, The Geopolitics of EU Gas Supply The role of LNG in the EU Gas Market

[26] SOYLU, H., 2007, “Enerji Koridoru Olma Yolunda Türkiye için Doğalgazın Önemi‟, Stratejik Araştırmalar Dergisi, Sayı 10.

[27] TOKUŞ, H., İ., 2010, Turkey As An Emerging Energy Hub, Thesis, Naval Postgraduate School, Monterey, California.

[28] ÇOLAK, A.B., İLBAŞ, M., 2010, Enerji Koridoru ve Terminali Olarak Türkiye’nin Rolü, 16. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı, Bildiriler Kitabı, 12-13-14 Mayıs 2010, İstanbul.

[29] AKPINAR, E., 2005, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattı ve Türkiye Jeopolitiğine Etkileri, GÜ, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 25, Sayı 2 (2005) 229-248

[30] Turkish Studies – International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 6/3 Summer 2011, p. 119-136, TURKEY

[31] LINDE, C. & etc., 2007, The geopolitics of EU security of gas supply, European Review of Energy Markets-volume 2, issue 2, December 2007, European Energy Institute and contributors 1

[32] NEGUT. S., &, NEACŞU, M.C., 2009, Gas War, Romanian Review on Political Geography Revista Română de Geografie Politică,11th year, no. 2 / Anul XI, nr. 2, 2009, pag. 176-189

[33] Gilardoni, Andrea ,The World Market for Natural Gas Implications for Europe,2008,p.3

[34] A.g.e,, s. 3

[35] Turkish Studies – International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 6/3 Summer 2011, p. 119-136, TURKEY

[36] KARAGÖL, Erdal Tanas ve KIZILKAYA,Mehmet, “Rusya-AB-Türkiye üçgeninde Türk Akımı”,Seta Perspektif,sayı:105,temmuz 2015

[37] A.g.e,, s. 1

[38] A.g.e, s. 1

[39] A.g.e, s. 2

[40] “Ukrayna Krizinin Kronolojisi”, Euronews, 10 Şubat 2015

[41] “Russia Makes Drastic Rate Rise To 17% To Stem Rouble Decline”, BBC News, 16 Aralık 2014.

[42] “Gazprom’u Ruble Vurdu”, AA, 29 Nisan 2015.

[43] KARAGÖL, Erdal Tanas ve KIZILKAYA, Mehmet, “Rusya-AB-Türkiye üçgeninde Türk Akımı”,Seta Perspektif, sayı:105,Temmuz 2015

[44] A.g.e,, s. 2

[45] A.g.e,, s. 2

[46] A.g.e,, s. 3

[47] A.g.e,, s. 3

[48] A.g.e,, s. 3

[49] Erdal T. Karagöl ve Salihe Kaya, “Enerji Arz Güvenliği Ve Güney Gaz Koridoru”, SETA Analiz, No: 108, (Eylül 2014).

[50] KARAGÖL, Erdal Tanas ve KIZILKAYA, Mehmet, “Rusya-AB-Türkiye üçgeninde Türk Akımı”,Seta Perspektif, sayı:105,Temmuz 2015

[51] Erdal T. Karagöl, “Türk Akımı’na Doğru”, Yeni Şafak, 11 Mayıs 2015

[52] KARAGÖL, Erdal Tanas ve KIZILKAYA, Mehmet, “Rusya-AB-Türkiye üçgeninde Türk Akımı”,Seta Perspektif, sayı:105,Temmuz 2015

[53] A.g.e,, s. 4

[54] “Yıldız: Türk Akımı ve TANAP Rakip Değil”, BloombergHT, 13 Mart 2015.

 

 

 

KAYNAKÇA

Turkish Studies – International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 6/3 Summer 2011, p. 119-136, TURKEY

GÜLTEKIN, A. H. ve ÖRGÜN, Y., 1993, Doğalgaz ve Çevre, Çevre Dergisi, Ekim-Kasım-Aralık, Sayı: 9.

ARMAROLI N. & BALZANI, V., 2011, Energy for a Sustainable World, From the Oil Age to a Sun- Powered Future Copyright © 2011 WILEY-VCH Verlag GmbH & Co. KGaA, Weinheim.

SUNU, M., 2003, Petrol ve Doğal Gazın Yer Altında Depolanması, Stratejik araştırmalar Dergisi, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yay., Yıl:1 Şubat 2003, Sayı:1.

DOKUZLAR, B, 2006, Dünya Güç Dengesinde Yeni Silah Doğal Gaz (Orta Asya’dan-Avrupa’ya), Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul.

DOĞANAY, H. ÖZDEMİR, Ü. ve ŞAHİN, İ., F., 2011, Genel Beşerî Ekonomik Coğrafya, Pegem Akademi Yay., Ankara

CONWAY, M., 2000, Geo-Economics: The New Science, Conway Data INc., Atlanta.

O’HARA, S. & HEFFERNAN, M., 2006, “From Geo-strategy to Geoeconomics: The ‘Heartland’ and British Imperialism Before and After MacKinder”, Geopolitics, 11

SMITH, A., 2002, “Imagining Geographies of the „New Europe‟: Geo-economic Power and The New European architecture of integration”, Political Geography, 21

SPARKE, M., 2002, Not a State, But More Than a State of Mind: Cascading Cascadias and TheGeoeconomics of Cross-border Regionalism, In Globalization, Regionalization and Cross- border Regions, (Ed.) M. Perkmann, and N.L. Sum, London: Palgrave.

TOAL, G. Ó., 1997, “At the End of Geopolitics? Reflections on a Pluralizing Problematic at the Century’s End”, Alternatives: Social Transformation and Humane Governance 22, 1.

MERCILLE, J., 2008, “The Radical Geopolitics of US Foreign Policy: Geopolitical and Geoeconomic Logics of Power”, Political Geography, 27.

YILMAZ, S., 2008, “Uluslararası ilişkilerde Güç ve Güç Dengesinin Evrimi”, Beykent Üniversitesi, Stratejik Araştırmalar Dergisi, Sayı 1, (Bahar 2008), s.27-65.

XUETANG, G., 2006, The Energy Security in Central Eurasia: the Geopolitical Implications to China‟s Energy Strategy, China and Eurasia Forum Quarterly, Volume 4, No. 4 (2006) p. 117-137

SCOTT, L. M., 2010, The Powers That Be/Global Energy for the Twenty-First Century and Beyond, The University of Chicago Press Ltd., Chicago and London

BARNES, J. & etc., 2006, Natural Gas and Geopolitics From 1970 to 2040, Edited by David G. Victor, Amy M. Jaffe, and Mark H. Hayes Cambridge University Press, Cambridge

TÜMERTEKİN, E. ve ÖZGÜÇ, N., 2007, Ekonomik Coğrafya Küreselleşme ve Kalkınma, Çantay Kitabevi, İstanbul.

CHANDLER, W., 2000, Energy and Environment in the Transition Economies-Between Cold War and Global Warming, Westview Press, Oxford

European Commission, 2003, European Energy and Transport: Trends to 2030, DG Energy and Transport Pub.

TRENIN, D., 2008, Energy geopolitics in Russia-EU relations Pipelines,politics and Power The Future of EU-Russiaenergy relations, The Centre for European Reform 2-23

Clingendael International Energy Programme, 2008, The Geopolitics of EU Gas Supply The role of LNG in the EU Gas Market

SOYLU, H., 2007,” Enerji Koridoru Olma Yolunda Türkiye için Doğalgazın Önemi”, Stratejik Araştırmalar Dergisi, Sayı 10.

TOKUŞ, H., İ., 2010, Turkey As An Emerging Energy Hub, Thesis, Naval Postgraduate School, Monterey, California.

ÇOLAK, A.B., İLBAŞ, M., 2010, Enerji Koridoru ve Terminali Olarak Türkiye’nin Rolü, 16. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı, Bildiriler Kitabı, 12-13-14 Mayıs 2010, İstanbul.

AKPINAR, E., 2005, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattı ve Türkiye Jeopolitiğine Etkileri, GÜ, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 25, Sayı 2 (2005) 229-248

LINDE, C. & etc., 2007, The geopolitics of EU security of gas supply, European Review of Energy Markets-volume 2, issue 2, December 2007, European Energy Institute and contributors

NEGUT, S., &, NEACŞU, M. C., 2009, Gas War, Romanian Review on Political Geography Revista Română de Geografie Politică,11th year, no. 2 / Anul XI, nr. 2, 2009, pag. 176-189

Gilardoni, Andrea ,The World Market for Natural Gas Implications for Europe,2008,p.3

KARAGÖL, Erdal Tanas ve KIZILKAYA, Mehmet, “Rusya-AB-Türkiye üçgeninde Türk Akımı”,Seta Perspektif,sayı:105,temmuz 2015

“Ukrayna Krizinin Kronolojisi”, Euronews, 10 Şubat 2015

“Russia Makes Drastic Rate Rise To 17% To Stem Rouble Decline”, BBC News, 16 Aralık 2014.

“Gazprom’u Ruble Vurdu”, AA, 29 Nisan 2015.

KARAGÖL, Erdal T. ve KAYA, Salihe “Enerji Arz Güvenliği Ve Güney Gaz Koridoru”, SETA Analiz, No: 108, (Eylül 2014).

KARAGÖL, Erdal T., “Türk Akımı’na Doğru”, Yeni Şafak, 11 Mayıs 2015

Yıldız: Türk Akımı ve TANAP Rakip Değil”, BloombergHT, 13 Mart 2015.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s