Eyüp ÇETİN yazdı: “Gökkuşağında Bir Renk: Siyah (Pride)”

lesbian_and_gay_pride_85Onur nedir? Onur; kişinin kendi varlığına, kendi kişiliğine karşı beslediği saygı, ‘’insanı insan’’ yapan iç değerdir. Peki neden ‘’insanı insan’’ yapan bu değerlerden ötürü onları ötekileştirip etiketler koyarız? Hani farklılıklar hayata renk katıyordu? Hani farklılıklar ‘’insanları’’ özel kılıyordu? Tuhaf olan farklılıkların renk kattığını çoğu kişinin düşünmesi ama kendisi gibi olmayanları da ötekileştirmesidir… Diğerleri dediğimiz LGBT’lilerin doğuştan farklı ve özel olması nedense dünyadaki topluluklarının büyük çoğunun hoşuna gitmiyor. Onlar bu şekilde doğdu dediğimizde ‘’Çünkü onlar sapık’’ diyorsanız pek bir farkınız yok. ’’İnsanlık’’ var olduğundan beri nedense sürekli bu ‘’insanların’’ varlığını kötülemeye çalıştı. Nadiren de olsa kabullenip anlamaya çalışanlarda çıktı. İşte ötekileştirilenlerin ‘’onuruna’’ değer veren bu ‘’insanlardan’’ bazıları da Galler’deki maden işçileriydi. Onların da hemcinslerine ilgi duyanlara, değer vermesi kolay olmadı. Çünkü misafir edip bağrına basacakları ‘’insanlara’’ karşı, bütün Büyük Britanya’yı karşılarına almaları gerekecekti. İşte eşcinseller gibi bir grup cesur ‘’insan’’…

Galler madencileri… Zor olanı başarmak için inanmak gerekir. Bir grup eşcinselin Gallerli maden işçilerini desteklemesi bile çok tuhaf karşılandı. Çünkü onları kimse desteklememişti. Çünkü onların yaşama, saygı, değer hakları için kimse çabalamamıştı. Ama filmde Mark’ında dediği gibi “Başınıza gelenlerin tamamından fazlası bizimde başımıza sürekli geliyor.” Başka bir nedeni yok. “İnsanların’’ çoğu hemcinslerine ilgi duyan ‘’insanları’’ anlamıyor ama onlar her çeşit ‘’insanı’’ anlayabiliyordu aslında. Çünkü her çeşit ‘’insan’’ tarafından dışlanarak bir ‘’insanların’’ sözüm ona ‘’normallerin’’ arasına karışmak, ötekileştirdiğimiz bu ‘’insanlar’’ için çok zor ama hepsi de bunu cesurca üstesinden geliyordu.

tumblr_otyatiH6o41r9bdhro1_500

Kendileri gibi ‘’insanlardan’’ destek alıp Galler madencileri için para toplamak cesur ‘’insanların’’ işi, işte bu! Zaten ötekileştirilenler cesur olmak zorunda değil mi? Yoksa nasıl hayatta kalabilirler. Hayatlarındaki ‘’insanlar’’ tarafından dışlanmışken nasıl yaşama adapte olabilirler ki başka türlü… Dai’nin onların homoseksüel olduğunu öğrenmesi ve bunu sıcakkanlı karşılaması ötekileştirdiğimiz bütün ‘’insanların’’ hayalindeki anlayış beklentisi değil midir acaba? Sadece saygı bekleyen bir yığın ‘’insan’’ için bunu konuşuyorsak evet… Saygı görmek, haklarının tanınması, kendilerini saklayarak yaşamamak ve yasal güvence, bunlar aslında temel ‘’insan’’ hakları olmasına rağmen, günümüzde neredeyse ülkelerin tamamında demokrasi olmasına rağmen, hiçbir ülkede temel ‘’insan’’ haklarına sahip olamamıştır ötekileştirilenler. Belki de Dai onlar için bir ışıktı. Joe’nun annesinin hiddetli tepkisi, acımasız serzenişleri, sürekli takındığı yıkıcı tavır, kendini bilmez cümleleri tamda ötekileştirilenlerin belki de hergün yaşadığı fiziksel ve ruhsal tacizin bir kısmının mükemmel sembolüydü. İşin garibi homoseksüellerin ötekileştirilmeye alışmış olması ve umursamaz davranışları olmasıydı filmde. İstemsiz olarak varolan düzene alışmak bu olsa gerek… Joe’nun homoseksüel olduğunun ailesi tarafından öğrenilmesi, annesinin bunu utançmış gibi görüp ağlaması, babasının bağırıp hakaretler etmesi hatta ‘’bize neden söylemedin, bizden neden bunu sakladın’’ diyerek serzenişte bulunması homoseksüelliği sapkın bir hastalık olarak gördüğünün belirtisidir. Ama ne yazık ki tam tersi…

Bu bir hastalık değil. Hastalık olmadığını kanıtlamak da zor değil aslında. Tabi bunu kabul edip araştırabilirlerse insanlar gerçeği görme imkânına kavuşabilir. Cliff’in on yıllarca ötekileşmekten korktuğu için kasaba halkından asıl cinsel kimliğini saklaması ama Mark ve arkadaşlarının maden işçileri için yardıma gelmesi ile kendini özgürce ifade edebilmesi bize cesaretin ne denli büyük bir olgu olduğunu göstermiştir. Cesur insanların yanında kendi benliğini inkâr etmiyor, Cliff tam tersi kendi benliğine kavuştuğu için onur duyuyor. Çünkü ‘’Onur ‘insanları’ neşeye boğar, karanlığa hapsetmez.’’. Ben de Gökkuşağına son bir not bırakarak yazımı sonlandırıyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s