Melike DURMUŞ yazdı: “Azerbaycan ve Rusya’nın Siyasi Geçmişi”

A) Giriş

Sömürgeciliğe karşı bir araya gelip savaş veren toplumlar bu süre zarfı içerisinde birçok zor aşamadan geçmişlerdir. Dünya tarihine bakacak olursak bu konuyu örneklendirmek adına birçok ülkeden bahsedilebilir. Bahsettiğim zor dönemlerden geçen toplumlar, bu süreçte hafızalarda iz bırakan acıları yaşamışlardır. 28 Mayıs 1918 tarihinde Batı Trakya Türk Cumhuriyetinden (1913) sonra bağımsızlığını ilan eden ilk topluluk olarak Azerbaycan Türklerini gösterebiliriz. Azerbaycan Türkleri 1920’ye kadar büyük bir direniş göstermiş fakat Kızıl Ordu’nun işgali karşısında yenik duruma düşmüşlerdir. Bu sebepten dolayı, Azerbaycan bu tarihten itibaren,  20. Yüzyılın sonlarına kadar Sovyetler Birliği’nin bir parçası olarak tarihte yer almıştır. Stalin’in, Lenin’in yerini alması ve tüm muhalif sesleri susturmasının ardından tamamen Rus Şovenizmi’ ne teslim olan Sovyetler Birliği 80’lerde çökme sürecine girmiştir.[1]

Bu yazıda Azerbaycan’ın Rusya ile ilişkisinin tarihine, Dağlık Karabağ sorununa ve Karabağ savaşına, son olarak da Azerbaycan’ın Rusya ile kurduğu ilişkiye etki eden komşu ülke Türkiye’den bahsedeceğim.

B) Azerbaycan-Rusya İlişkilerinin Tarihi

Azerbaycan sahip olduğu stratejik konumdan dolayı geçmişten beri Rusya’nın jeopolitik ilgi alanı olmuştur. Bu ilgiye sebep olarak da Azerbaycan’ın sahip olduğu büyük petrol ve doğalgaz rezervleri, Orta Asya ve Avrupa arasında yer alması, Türkiye ve İran’a komşu olması ve tarıma elverişli toprakları ile ılıman iklimi gösterilebilir.

1828 yılında Rusya, Azerbaycan’ı işgal etmiştir ve o tarihten itibaren ( 1918-1920 yılları arasında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti (AHC)‘nin kısa bağımsızlık dönemi dışında) 1991 yılına kadar (Azerbaycan yeniden bağımsızlığını ilan edinceye kadar) yaklaşık iki yüz yıl boyunca merkez çevre ilişkileri düzeyinde Rusya Azerbaycan ilişkileri devam etmiştir.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Güney Kafkasya bölgesi küresel güçler arasında rekabete açılmıştır. Bu durum Rusya Azerbaycan ilişkisine yeni aktörlerin yer almasına zemin hazırlamıştır. Böylece başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, Avrupa Birliği, Türkiye ve İran tarafından bu durum sorgulanmaya başlanmıştır. Azerbaycan’ın sahip olduğu konum ve doğal zenginliklerden dolayı (özellikle Hazar Denizi’ndeki petrol ve doğal gaz yatakları), ülke kısa süre içerisinde küresel pazara girmiş ve sahip olduklarından dolayı da bu pazarda kendisine avantajlı bir konum elde etmiştir. Fakat Ermenistan’ın toprak iddialarından dolayı Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesine saldırması ülkeyi bir kaosa sürüklemiştir.  Ermenistan Silahlı Kuvvetleri, Dağlık Karabağ’ı etrafındaki yedi bölge ile birlikte işgal edince 1.000.000 göçmen bu bölgelerden kaçarak Azerbaycan’ın iç bölgelerine sığınmıştır ve bu durumdan dolayı Azerbaycan’ın ülke ekonomisi ciddi bir hasar almıştır.

Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından (Aralık 1991) Azerbaycan ve Rusya arasındaki ilişkide yeni bir dönem başlamıştır. Azerbaycan bağımsız bir devlet olarak Rusya ile diplomatik ilişkilerini 4 Nisan 1992’de başlatmış ve 1992 senesinde iki ülkede de büyükelçilikler açılmıştır. Bu gelişmeyi aralarında kurdukları ekonomik ve ticari ilişkiler takip etmiştir. Bu ilerlemelerin ardından da Rusya, Azerbaycan’ın en çok anlaşma imzaladığı ülkelerden biri haline gelmiştir. Bu anlaşmalar daha çok enerji, ulaştırma ve telekomünikasyon alanlarını kapsamaktadır. Azeri iş adamlarının Rusya’da yaptığı yatırımların ve aktif rol aldıkları ihalelerin yanı sıra Azerbaycan’da da yaklaşık dört yüz Rus şirketi faaliyet göstermektedir.

IMG_2449.JPG

C) Dağlık Karabağ Sorunu

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Güney Kafkasya cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazanmıştır. Bu süre zarfı içerisinde de Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın da içerisinde olduğu Azerbaycan topraklarının yüzde yirmisine denk gelen bölgeyi işgal etmiştir.[2]1994 tarihinin ilkbaharında Rusya’nın arabuluculuğu ile yapılan ateşkese rağmen bölgede, günümüze kadar süregelen bir gerginlik ve savaş söz konusudur. Zaman zaman bölgede ateşkesin geçerliliğini yitirmesinden dolayı, bu bölge Kafkasya’nın en önemli kriz sahalarından biri halini almıştır. Bu sorunun çözümüne dair de birçok öneri ve teori geliştirilmiştir.

1991 yılında Güney Kafkasya cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını ilan etmesinin ardından bölgede savaş başlamıştır. Bu savaşı tetikleyen olaylar savaştan üç yıl önce 20 Şubat 1988 yılında Azerbaycan’ın hâkimiyetinde bulunan Dağlık Karabağ’ın yerel konsey üyelerinin 110 oyu ile bölgenin Ermenistan’a bağlanması kararı ile başlamıştır. Bu kararın ardından Ermenistan’daki Azeriler ve Azerbaycan’ın Sumgayıt bölgesinde yaşayan Ermeniler ikamet ettikleri yerlerden kovulmuş ve bu durum yaşanan gerilimi arttırmıştır.

1990 yılında Azerbaycan ve Ermenistan arasında yaşanan çatışmalar hızlanmış ve bu çatışma süreci birçok uluslararası kuruluşun ve bölge devletlerinin de ateşkes yapmak için çaba sarf ettiklerine tanık olmuştur. 1994 yılında da Rusya’nın arabuluculuğu sayesinde iki taraf da ateşkes yapmayı kabul etmiştir. Bu ateşkesin kabul edilmesinin ardından Azerbaycan ve Ermenistan arasında bugüne kadar süren soğuk savaş neticesinde barışı sağlamak adına yapılanlar sonuçsuz kalmıştır. Günümüzde hala çeşitli merkezlerde bu konuyu çözüme kavuşturmak amacı ile birçok müzakereler yapılmaktadır.

D) Karabağ Savaşı

Cumhuriyetçi Ermenistan Partisinin Karabağ üzerine olan politikalarını üç aşamada anlatmak mümkündür. İlk aşamada Karabağ’ın hiçbir şekilde Azerbaycan yönetimi altına giremeyecek olmasıdır. Parti bu konudaki bağımsızlık isteğinin sonuna kadar arkasında duracağına dair açıklamalarda bulunmuştur. Bir diğer unsur ise Karabağ ile Ermenistan arasına çizilmek istenen sınırın gerekliliği hakkındadır. Bu konuda ısrarcı davranmalarındaki sebep ise Karabağ’ın güvenliğinin Ermenistan ile yapılacak sınıra bağlanmasıdır.[3]Son olarak da, Cumhuriyetçi Ermenistan Partisi, Karabağ ve Karabağ’da yaşayan halk ile ilgili alınan güvenlik kuralları, parti politikalarının üçüncü aşamasını oluşturmaktadır.

IMG_2442.JPG

Karabağ Savaşı’nın sonucu olarak Azerbaycan ve Ermenistan toplam 20.000’den fazla kayıp verdi. Bu süre zarfı içerisinde yarım milyon mülteci Azerbaycan ve Ermenistan’a sığındı ve yaklaşık bir milyon insan da yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kaldı. Dağlık Karabağ problemleri başlamadan önce varlığını sürdüren bazı kasaba ve köyler yaşananların ardından tamamen terk edildi. Bugün Azerbaycan topraklarının yüzde 14’ünden fazlası halen işgal altındadır.

Azerbaycan ve Ermenistan arasında yaşanan çatışma diğer devletler tarafından iç mesele olarak görülmüş ve bu sebepten dolayı da dış müdahale konusunda da dış devletler gönülsüz davranmıştır.[4]

E) Azerbaycan-Rusya İlişkilerinde Üçüncü Faktörün Etkisi (Türkiye)

Azerbaycan ve Rusya arasındaki ilişkide üçüncü faktörlerin etkisi çok rahat bir şekilde gözlenebilmektedir. Üçüncü faktör olarak da Türkiye’yi, Amerika Birleşik Devletleri’ni ve İran’ı göstermek mümkündür.

Azerbaycan bağımsızlığın ardından yaşadığı dönemle önceki sorunları bir kez daha yaşamamak adına Haydar Aliyev ile birlikte bir denge siyaseti başlatmış ve bu denge siyasetini İlham Aliyev döneminde de devam ettirmiştir.[5]

Azerbaycan bağımsızlık sonrası dönemde yaşanan sorunları tekrar yaşamamak için, Haydar Aliyev’le birlikte başlattığı denge siyasetini İlham Aliyev döneminde de sürdürmüştür. Bu kapsamda uluslararası aktörler arasında siyasi ve ekonomik bir denge sağlanmaya çalışılmaktadır.

IMG_2448

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde arada gerginlikler yaşansa da genel çerçeveden bakıldığı zaman bu ilişkiye dostluk ve kardeşlik hâkimdir. Sovyetlerin yıkılmasından sonraki dönemde Azerbaycan ve Türkiye ilişkileri daha da iyiye gitmiş ve ilişkileri stratejik ortaklık düzeyine ulaşmıştır. Bu gelişme sosyal, ekonomik ve siyasi alanda etkisini göstermiş ve iki ülke ortak hareket ederek bölge siyasetine birlikte yön vermiştir.[6] Ancak aralarında oluşan güven ve dostluk, Türkiye- Ermenistan yakınlaşmasında sekteye uğramıştır. Türkiye ve Ermenistan arasında imzalanan protokoller Azerbaycan Türkiye ilişkilerinin gerilmesine yol açmıştır. Kimi zaman da bu gerilmelerden dolayı Türkiye Azerbaycan ilişkileri kopma noktasına gelmiştir. Yaşanan gerginliklerin ardından her iki ülkenin de yetkilileri adımlar atmış olsa da, yaşananlar taraflarda onarılmaz izler bırakmıştır. Bu sebepten ötürü yaşanılanlar iki ülke ilişkilerinin aslında tekrar ele alınması ve daha sağlam temeller üzerine oturtulmasının gerekliliğini göstermiştir.

DİPNOTLAR

[1] Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı İkitaraflı İlişkiler -*Rusya

[2] Prof. Dr. Ali Hasanov, Çağdaş Uluslararası İlişkiler ve Azerbaycanın Dış Politikası, Bakü, 2005 sayı 131

[3] http//www.diplomatikgozlem.com/haber_oku.asp?id=3707

[4] http://www.azembassy.msk.ru/index.html
[5] Dr. Anar Valiyev, Azerbaijan’s Foreign Policy Since The Russian-Georgian War, Azerbaijan Diplomatic Academy, Bi-weekly Foreign Policy Newsletter No. 12  sayı 3

[6] Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, İkitaraflı  İlişkiler -*Rusya

KAYNAKÇA

 

CABBARLI Hatem, ‘Geçmişten Günümüze Ermenistan’da Azerbaycan Türkleri,’ Ermeni Araştırmaları dergisi, Ankara, Aralık 2001-Ocak, Şubat 2002, Sayı: 4, s. 139.

ÇAŞIN Mesut H. , ‘Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’, Avrasya Dosyası, Cilt: II, Sayı:4, Sonbahar 1995-96,  s. 54.

KANBOLAT Hasan, EKİCİ Gökçen, 21. Yüzyıl Başında Kafkasya’da İşbirliği Arayışları ve Ekonomik Boyutları, Jeo Ekonomi, Cilt: 2, sayı: 2-3, Yaz/Sonbahar 2000, ss.31-37.

KANBOLAT Hasan ve OĞAN Sinan, ‘Kafkasya Terazisi’nde Yeni Dengeler: Putin’in Azerbaycan Ziyareti,’ Stratejik Analiz, Sayı: 10. Şubat 2001, s. 37.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s