Roza İzgören yazdı: TÜRKİYE’DE ARABESK KÜLTÜR

Arabeskkelimesinden dilimize geçmiştir. Genel itibariyle Arap tarzı anlamında kullanılan kelime1 köken olarak Fransızca “arabesque”-
Avrupa’da genellikle mimaride kullanılır. Türkiye’de
ise arabesk denilince akla müzikal anlamda arabesk gelir diyebiliriz. Arabeskin kelime anlamıyla (Arap tarzı)
ülkemize girişi Mısır fimlerinin ithal edilmesiyle baş-
lamıştır. Dönemin ünlü oyuncu-şarkıcılarından Ümmü
Gülsüm’ün, Ferid el Atraş’ın fimleri büyük ilgi görmüştü. 1930-1940 yılları arasında hükümetin uyguladı-
ğı batılılaşma politikalarıyla iyice kısıtlanan halk Arap
fimlerine, Arap müziğine, Arap kültürüne sıkı sıkıya
bağlandı. Bu durum arabesk kültürün temellerinin atılmasını sağladı. Ancak bu kültürün yaşam tarzı haline
gelmesi tabii ki sadece bu kültürel yakınlık yüzünden
değildi. 1947’de yürürlüğe giren Marshall Planı2 destekli modernleşme uygulamaları kırsal hayatı değiştirmeye başladı. 1950’lerden itibaren başlayan hızlı nüfus
artışı ve makinelerin kullanılmaya başlanması (özellikle
traktör bu dönemde tarım işçilerinin işini elinden almış-
tır diyebiliriz) kırsal hayatın çözülmesine yol açtı. Bir
taraftan çözülen kırsal hayat bir taraftan kapitalist modernleşme yolunda ilerleyen, sanayileşen ve umut vaat
eden şehirler, topraksız köylülerin ve tarım işçilerinin
kente göç etmesine yol açtı. Kırsal alanda işlerini ve
düzenlerini kaybedenler şehri, sanayiyi, şehir hayatını
kendilerine bir çıkış yolu olarak gördüler. Bundan dolayı köyden kente göç hızla arttı. Şehirlerin çevresinde
devlet arazilerine yapılan gecekondular oluşmaya başladı. Günün yarısına yakın kısmını fabrikalarda çalışarak
geçiren insanların yaşadığı gecekondular getto3 örneği
temsil ediyordu. Göç sadece mekân değiştirme olarak
yaşanmamış, kültürel göç olarak da karşımıza çıkmaktadır. Folk kültüründen gelen kırsal kesim artık ne o kültüre ne de yaşadığı yerin kültürüne aitti. Folk kültürü tarımsal üretimin öne çıkardığı bir kültürdü. Bu kültürün
insanları kendileri üretir ve yine kendileri tüketirdi. Köy
ahalisinin kültürüydü. Köyünden yeni umutlarla şehre
gelmiş olanlar artık bu kültürü hayatlarında istemiyorlardı. Ancak popüler kültürü de benimsememişlerdi. Popüler kültür şehirli halkın, orta sınıfın kültürüydü. Kapitalist üretimin ortaya çıkardığı bir kültürdü. Şehir ahalisi
için üretilen, ona sunulan ve ona satılan bir kültürdü. İki
tarafa da dâhil olamayan adeta arafta kalan gecekondu
kesimi ciddi bir bunalım yaşıyordu. Arabesk kültür de
tam bu noktada bu sebeplerden dolayı doğal bir süreçle
ortaya çıktı. “Şehirlere göç eden yığınlar, temel politik
ve ekonomik seçimlerine bağlı olarak gecekonduları ve
minibüsleri ortaya çıkarırlar.”4
Arabesk kültür kendini ilk olarak müzikle göstermeye başladı. Kimi yazarlara göre nasıl ki Blues tarlada çalışan zencilerden çıkmışsa, arabesk de şehirde vites sallayan minibüsçülerden ortaya çıkmıştır. Gecekondu ve
minibüs gibi alanlar arabesk kültürün doğum yerleriydi.
Memleketini terk etmiş, oraya artık dönüş imkânı olmadığını bilen; şehir hayatına adapte olamamış, umduğunu
bulamamış, kötü yaşam şartlarında yaşayan ve bütün
bunların yanında şehir tarafından ötekileştirilen kişilerin
müziği olarak çıkmıştır arabesk. Bu arada kalmışlık ve
bunalım arabesk müziğin dayandığı temeldir. Arabesk
duayeni olarak görülen Orhan Gencebay’ın ‘Batsın Bu
Dünya’ 5 şarkısı bu kültürün mihenk taşlarındandır. Bu
şarkı birçok kişinin hislerine tercüme olmuş, arabesk
kültürün geniş kitlelere ulaşmasına yol açmıştır. Şehirde
yaşadıkça umutlarını tamamen yitirmeye başlayan gecekondu kesimi, isteklerine şehirlerde hem çok yakın
hem çok uzaktır. Hergün tanık olduğu gördüğü hayata
asla sahip olmayacağını düşünür. Kırsal kesimin tamamen çözülmesiyle birlikte gecekondulaşma oranı da
artar. Şehirlerde artık ciddi bir varoş-gecekondu kitlesi
ortaya çıkar. Arabesk müzik tam bu dönemlerde büyük
bir ivme kazanır. Bu müziğin sanatçıları aynı zamanda
fimlerde de oynamaya başlar ve arabesk kültür kendini
sinemada da gösterir. Şehirli zengin kıza aşık olan minibüsçülerin (İbrahim Tatlıses-Mavi Mavi6) vb. konuların
işlendiği fimler gişe rekorları kırar. Gecekondu nüfusunun artmasıyla birçok insanın bunalımını, isyanını anlatan arabesk daha yoğun bir acıyla beslenmeye başlar.
Eskiden beri isyanını soyut kavramlara (yaradan, kader,
felek) atfeden arabeskin bu anlamda apolitik olduğunu
söyleyebiliriz. Çünkü arabesk sisteme karşı değil; kadere, feleğe karşıdır. Kaderine karşı ama kabullenmiş ve
acıyı yaşama şekline yoğunlaşmış bir imaj çizer. Talep
gördükçe daha çok acıya yoğunlaşır ve sakin bunalımı
yerini öfkeye bırakır. Onu sevmeyen kadına olmadık
hakaretler savurmaktan çekinmez, devamlı kendisini
haklı görür, ataerkilliğin doruklarına ulaşır ve kadercili-
ği dikte eder. Protesto ve hak arama kültürünü tahribata
uğratır, insanların kaderlerine razı olmalarını ve acıyı
“damardan” yaşamalarını ister. “Gülden Karaböcek’in
Dekart’ın ‘düşünüyorum öyleyse varım’ önermesine nazire tadındaki ‘Eğer Ağlıyorsam Yaşıyorum Ben’ şarkısı
da arabeskin yükseldiği yıllara aitti”7
Gecekondu nüfusunun artması, siyasilerin buralardaki oy potansiyelinin farkına varmasına yol açtı. 1983’te
Anavatan Partisi’nin seçim kampanyasında arabesk
müziği bol bol kullanması bunun en önemli örneğidir.
Gecekondu hayatını daha düzenli hâle getirip, kalkınma planları yapmak yerine zaten sağlıklı bir duruş sergileyemeyen kitlelere, sadece oy kazanma amaçlı bir
politikayla yaklaşmak tercih edilmiştir. Zaten Süleyman Demirel’in 70’lerin başında “bize plan değil pilav lazım” sözü olaya ne kadar sığ yaklaşıldığının ispatı niteliktedir. Anavatan Partisi gecekondu ve varoşlardaki
kesimin isteklerini, alışkanlıklarını, hoşlandığı şeyleri
anlamak için “Arabesk Grubu” denilen bir araştırma birimi bile kurmuştur.8 Çünkü arabesk tavır ve arabeski
anlamak “halk adamı olmak” için çok önemliydi. Yine
seçimlerde oy toplama amacıyla yapılan gecekondu tapusu dağıtma, arazi vurgunculuğu, gecekondu mafyaları
gibi faktörler gecekondu insanının ani ve ciddi bir zenginlik seviyesine ulaşmasına yol açtı. Bir kerede zenginleşen bu kitle henüz folk kültürü ile popüler kültür
arasında kendine bir yer bulamamışken bir anda “elitist”
tavırlar sergilemeye başladı. Bu durum arabeskin evrilmesine yol açtı. Ayşe Hür’ün belirttiği gibi bir “viskilahmacun” kültürü oluştu. Artık başlangıçtaki mazlum
ruhunu tamamen yitiren arabesk daha sert, daha bencil,
daha ataerkil bir hal aldı. Bir zamanlar “bir tek dileğim
var mutlu ol yeter” denilen sevgiliye “beni benden alırsan seni sana bırakmam” gibi anlamsız sözler söylenilmeye başlandı. Narsisizm oranı yükseldi, içinde bir
yerlerde az da olsa varlığını hissettiren folk kültürü tamamen yok oldu. Özellikle özel kanalların ve Kral Mü-
zik TV’nin kurulmasıyla pop ile birleşen arabesk artık
toplumun tüm kesiminin müziği oldu.
Özetle; arabesk kültürün gecekondu sınıfının bunalımını anlatırken, evrimleşip soylulaştıktan sonra öfke
dolu, ataerkil, pasifie bir hâl almasının temel sebebi gecekondu ve altsınıf bireylerinin kültürü ve hayata bakış
açıları değil, bu kültürün siyasi bir amaç ve oy potansiyeli olarak kullanılması, “devlet büyüklerinin” daha
fazla acı çekeni alkışlamasıdır diyebiliriz.
BİR ARABESK KÜLTÜR ELEŞTİRİSİ OLARAK
MUHSİN BEY
Muhsin Bey, 1987 yapımı yönetmenliğini ve senaristliğini Yavuz Turgul’un yaptığı dram-komedi fimidir.
Film St. Sebastian ve Altın Portakal fim festivallerinden birçok ödülle dönmüştür. İlk gösterim tarihi Mayıs
1987 olan fimin restorasyonlu hâli Mimar Sinan Üniversitesi tarafından 10 Nisan 2014’te tamamlanmıştır.9
Film iki ana karakter üzerinden şekillenir: Muhsin
Bey ve Ali Nazik. Muhsin Bey orta yaşlı, bekar, geleneklerine sıkı sıkıya bağlı, idealist, akıllı, sakin, kültürlü, doğma büyüme kentli bir profiken; Ali Nazik, genç,
taşralı, heyecanlı, kısa yoldan meşhur olma hayalleri
kuran deyim yerindeyse köylü kurnazı bir profidir. Yavuz Turgul fimlerinde sıklıkla rastlanan eski-yeni kıyası bu fimde de yoğun bir şekilde görünmektedir. Muhsin Bey eskiyi simgelerken, Ali Nazik yeniyi simgeler.
Muhsin Bey çiçeklerle dolu evinde kısmen izole bir ya-
şam sürerken Ali Nazik ile yolları bir kıraathanede Ali
Nazik’in ondan yardım istemesiyle kesişir. Muhsin Bey
organizatördür. Değişimi ve arabeskleşmeyi reddettiği
için işleri kesattır. Evinde vakit geçirirken Safie Ayla
ve Müzeyyen Senar dinlemesi onun eskiye olan bağlı-
lığının örneğidir. Alt komşusu Sevda Hanım’a duydu-
ğu ilgiyi kibarca ara sıra belli etmekte, Sevda Hanım’a
karşı her zaman zarif davranmaktadır. Hatta Sevda
Hanım’ın flrtöz tavırlarına karşı bile rahatsız etme korkusuyla karşılık vermemektedir. Ali Nazik ile ilişkisine
dönecek olursak; zamanla onu saf ve iyi niyetli bulan
Muhsin Bey biraz da işlerini düzeltme umuduyla Ali
Nazik’e yardım etmeyi kabul eder. Yardımcısı Osman
ile birlikte Ali Nazik’in “şarkıcı olma hayallerini” ger-
çekleştirmeye çalışırlar. Bu süreçte Muhsin Bey’in eski
rakibi şimdilerde yeni düzene kolayca alışmış, dejenere
olmuş bir organizatör olan Şakir karşımıza çıkar. Sürekli olarak Ali Nazik’e kendi tarafına geçmesini, Muhsin
Bey’in eski gücünü yitirdiğini ve onu şarkıcı yapamayacağını ifade eder. Şakir, fimde aslında değişime ayak
uyduran ve dönemin kültürünü kullanmayı bilen bir karakter olarak karşımıza çıkar. Eski ve idealist Muhsin
Bey’in zıddıdır.
Ali Nazik’e dönecek olursak, Ali Nazik saf gibi gö-
rünse de çıkarcı ve yalancıdır. Memleketi Urfa’dan türkücü olmak yerine arabeskçi olmak ümidiyle gelmiştir.
Muhsin Bey’in arabeske karşı olması nedeniyle türkücü
olmayı kabul etmiştir. Muhsin Bey folk kültürüne saygı
duyar ve arabeskle beslenmesini istemez. Ali Nazik ise
Urfa’dan gelmesine rağmen türküyü demode bulur ve
Muhsin Bey’i basamak olarak kullanır.
Muhsin Bey’in soyadının Kanadıkırık, Ali Nazik isminin de aynı zaman da bir kebap ismi olması karakterler arasındaki zıtlığı yansıtan küçük detaylardır.
Muhsin Bey’in evinde (Tarihi Doğan Apartmanı)
karakterlerin hayal kurduğu sahnenin ardından gerçekleşen diyalog iki karakterin arasındaki uçurumu iyice
gözler önüne sermektedir:
“Ali Nazik: Senin altına güzel bir araba çekerik, Şahin mesela.
Muhsin Bey: Yok istemem, çok paramız olursa
Üsküdar’da bir ev alırdım Kız Kulesi’ni gören. Yeter
Beyoğlu’nun kahrını çektiğim.
Ali Nazik: Ben bir kebapçı dükkânı kapatırem, sırf
bana kebap yapsınlar.
Muhsin Bey: Tekrar tespih yapmaya başlarım, eski
arkadaşlar toplanıp fasıl geçeriz.
Ali Nazik: İpek bi göynek alıram, penbe, beyaz bir
elbise, altın kolye… İbrahim gibi!
Muhsin Bey: Afiap Hanım’ı düşkünler evinden çeker alırım. Sevda Hanım’ı da çağırırım, gelirse tabii.”10
Bu diyalogdan anlaşılacağı üzere Ali Nazik İbrahim’e
(Tatlıses) özenip, kebapçı kapatmak gibi hayaller kurarken Muhsin Bey tespih yapmak, arkadaşlarıyla fasıl
yapmak gibi geçmişte yaptığı şeylerin hayalini kurmaktadır. Ali Nazik’in ipek gömlek, altın kolye gibi hayalleri maddeciliğini, açgözlülüğünü ve doyumsuzluğunu
yansıtır. Oysa Muhsin Bey bir ev dışında maddi bir şey
istememektedir. Sevda Hanım’ı da hayallerine dâhil
etmiştir, tabii eğer o da isterse. Hayallerinde bile Sevda Hanım’a söz hakkı tanıyacak kadar incedir. Yine bu
diyalog gerçekleşirken mandalina soyup, tabağa sırayla
ve düzenli bir şekilde koyması, Ali Nazik’in o sırada
hırsla çiğköfte yoğurması zıtlığı sembolize eder.
Filmin kurgusu ilerledikçe Muhsin Bey, Ali Nazik’i
meşhur etmek ona bir kaset çıkarmak için her şeyi göze
almaya başlar. Ali Nazik’in ısrarı ve duygu sömürü-
süyle [Ali Nazik: Bütün Urfalılar meşhur oldu bir ben
kalmışem.(Muhsin Bey;1987)] dolandırıcılık yapar ama
karakteri dolayısıyla polisten kaçamaz ve teslim olur.
Hapse giren Muhsin Bey orada “walkman” ile tanışır.
Bu fimde değişimi simgeleyen en önemli ayrıntılardan
biridir. Bunlar yaşanırken Şakir ile anlaşma yapıp kaset
çıkaran Ali Nazik açgözlülüğü ve bencilliğiyle Sevda
Hanım’ı da yanına aldırmıştır.
Filmin fialinde hapisten çıkan Muhsin Bey, Ali Nazik’in sahne aldığı pavyona gider ve Ali Nazik’in pe-
şinden kulise girer. Ali Nazik’i, kuliste bekleyen Sevda
Hanım’a bağırıp çağırırken bulur ve aralarında şu diyalog gerçekleşir:
“Ali Nazik: Ağam? Hoş gelmişsen, buyur.
Muhsin Bey: Seni dinlemeye geldim.
Ali Nazik: Nasılam? Beğendin mi?
Muhsin Bey: Arabeske başlamışsın.
Ali Nazik: He istiler, türkü arabesk karışık.
Muhsin Bey: İbrahim gibi… Nota ne oldu? Solfej?
Ali Nazik: Boşverdik böyle idare edik, canlı. Viski
içen mi?
Muhsin Bey: Bir daha bu kadına dokunursan gebertirim seni!
Ali Nazik: …
Muhsin Bey: (Sevda Hanım’ın kulisin bir köşesinde
yatan küçük kızına içli içli bakar) Bu çocuğa yazık değil
mi Sevda Hanım?
Ali Nazik: Ağam kusura bakma kendimi kurtarmam
lazımdı.
Muhsin Bey: Kurtardın mı bari?”11
Bu diyalogun ardından Muhsin Bey kulisten çıkar ve
arabasına doğru ilerler. Arabasının önünde yaşadığı hayal kırıklığı ile gözleri dolar ve yutkunamaz. Sevda Hanımın sesiyle irkilir: “Muhsin Bey biz de gelelim mi?”12
Muhsin Bey saf iyi ve saf kötünün gösterildiği bir
fim değildir. Değişimin, mecburiyetin, kültürel yozlaş-
manın fimidir. Kazananı değişim olan bir fimdir. Hem Ali Nazik hem de Muhsin Bey kaybetmiştir. Ali Nazik aslında kendini kurtardığını düşünürken tam olarak
kaybedendir. Muhsin Bey işe artık mesleğini tamamen
kaybetmiş ve adını lekelemiştir. Ama tüm bunlara rağ-
men özünü kaybetmemesi ve dejenere olmaması Sevda
Hanım’ın onu tercih etmesine yol açmıştır, somut olarak
bir şey kazanmasa da soyut olanı kazanmıştır: sevgiyi.
KAYNAKÇA
AKYOL, Taha, ANAP ve İdeoloji, Tercüman, 20-
27.11.1988
EĞRİBEL, Ertan, Niçin Arabesk Değil, Osmanlı Matbaası, İstanbul, 1984
HÜR, Ayşe, Arabesk Müziğin Toplumsal Temelleri, Taraf, 29.08.2010
KESKİNER, Abdurrahman, TURGUL, Yavuz, Muhsin Bey, Umut Film, İstanbul, 1987
İNTERNET KAYNAKLARI
http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_
yanlis&view=yanlis&kelimez=43, Erişim Tarihi:
02.12.2016
http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_
yanlis&view=yanlis&kelimez=43, Erişim Tarihi:
02.12.2016
http://www.sinematurk.com/fim/4998-mavi-mavi, Eri-
şim Tarihi: 02.12.2016
http://www.milliyet.com.tr/-muhsin-bey-filmiyenilendi/gundem/detay/1839375/default.htm Erişim
Tarihi: 02. 12. 2016

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s