Can Elden yazdı: DUVARDAKİ TUĞLALAR

Her olayın olmasını sağlayan bir neden vardır. Nazi Partisi’nin kurulması, İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması, Pearl Harbour saldırısı, atom bombaları… İstisnasız tarihte bugüne kadar olmuş olan ve gelecekte olacak olan her olay birnedene bağlıdır. Kim bilir, belki de bugün otobüsü kaçırmanız yarın yaşayacağınız bir olaya neden olmuştur?
Peki, Rogers Waters’a -ve bizlere- bir duvar ördüren olaylar silsilesi neydi? Biraz tarih bilinci, izlediğimiz söz konusu fim ve mantıksal muhasebemizle ulaşacağımız ortak (!) sonuç :
savaş. Tabii derine inersek politika diye adlandırdığımız bir nedene daha ulaşabiliriz.
Hiç kimsenin yadsıyamayacağı üzere, çoğu sanatçı gördüğü, tanık olduğu büyük ve küçük
olayların etkisinde kalır ve buralardan nice fimler, nice şarkılar ortaya çıkarır. Duvar albümü-
nün en büyük emektarı Roger Waters da Soğuk Savaş dönemine ve hatta bir bebek olarak İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna tanıklık etmiş bir isimdir. Yazımızda söz konusu albümü maalesef
ki göz ardı edemiyoruz, zira bu albüm fimin de doğumunun bel kemiğidir.
Genel olarak fimden bahsetmek gerekirse, Another Brick in the Wall (Duvardaki Diğer
Tuğla) Bölüm 2’de vurgu yapılan eğitim sisteminin tek tipçiliği ve bağıl olarak farklılığın yok
edilmesi ile fimin orta-sonuna doğru karşımıza çıkan Comfortably Numb (Huzurlu Hissizlik)
şarkısından sonraki bölümde -özellikle Run Like Hell (Ölümüne Koş) şarkısında- vurgulanan
Anti-Nazizm tutumu dışında fim genel olarak bize bireyin yalnızlaşmasını anlatır. Filmin en başından itibaren sonuna kadar anlatılacak olan yalnızlaşma vurgusu, Pink
isimli hayali karakter üzerinden verilir. Farkedeceğimiz üzere anakronik bir şekilde ilerleyen
fimde Pink’in hayatından kesitler verilir. Film, İkinci Dünya Savaşı sırasında başlar. Kahramanımızın babası, tamamı cephede can vermiş bir Birleşik Krallık Ordusu taburundandır. Bu
andan itibaren Pink’in büyümesine tanıklık ederiz. Pink, babasının ölümüyle beraber duvarını
örmeye başlamıştır. İlerleyen sahneler, polislerle öfkeli gençler arasında bir arbede ile devam
eder. Geleceğe, Pink’in rock yıldızı olduğu dönemlere gitmişizdir. Gençler öfkelidir; savaş
karşıtı, savaşa ve hükümetlere karşı bir öfkedir bu. Sonradan öğreniriz ki bu ayaklanmayı da
Pink örgütlemiştir.
Duvar kavramına geri dönersek, karşımıza çıkan bu yapıyı oluşturan yine Pink’tir. Pink
ise öfkeli, kafası karışık ve insanlara güven duymayıp yalnızlaşmış, çevresine örüp merkezine
oturduğu duvar sayesinde dışarıdaki insanlardan kendini soyutlamış gençliktir. İşte burada bir
duvar örmemize neden olan gerçeklikleri kavramaya başlarız: savaş, güvensizlik ve endişe.
Verilen düşünce şudur; bizim babalarımızı harcadılarsa bizi neden harcamasınlar? Korku, insanı insandan uzaklaştırmış ve herkesi duvarlarının içine hapsetmiştir. Duvarın taşları ise korku,
endişe ve savaştır. Ya da şarkıda da dendiği gibi, hepimiz duvarda sadece bir tuğlayızdır.
Peki duvarın içinde ne vardır? Waters’ın buna verdiği yanıt: yalnızlık. Pink tasviriyle
verilmek istenen yalnız birey şunu der bize:
vücuduma dolanan kollara ihtiyacım yok
beni yatıştıracak uyuşturuculara da
duvardaki yazıyı gördüm
hiçbir şeye ihtiyacım olduğunu düşünmüyorum!
Peki gerçekten öyle midir sizce de? Yoksa Pink söylediklerinin tam tersini mi kastediyordu?
Gerçekten de, insanlar bu yalnızlıktan kurtulmak, duvarını yıkmak için şefkat dolu kollara
ya da uyuşturuculara ihtiyaç duymamış mıdır? Ve bu bizi nereye çıkarır? Burada ulaşmamız
gereken sonuç ise güven veya korunmadır.
Kahramanımız Pink de duvarının içindeyken hep korunma aramıştır. Bunu yeri gelir uyuş –
turucu, yeri gelir anne veya yeri geldiğinde ise annesi dışında kendisine kollarını açabilecek
herhangi bir kadında aramıştır. Ama sonuç hep aynıdır: güvenlik ihtiyacı.
Özetlemek gerekirse; Roger Waters’ın anlatmak istediği savaş, yozlaşma ve daha nice kav ramlar yüzünden kendini soyutlayan, korkan, güvensizlik içinde hisseden insanların ördükleri
bu duvarları ancak ve ancak güven duygusunun yıkabileceğidir. Waters bu fiirleri bize iletirken, tanıklık ettiği döneme bir ayna tutmuş ve izlenimlerini Pink karakterinin çevresine ördüğü
duvar ile soyutlayarak bizi duvar kavramı üzerinde düşünmeye itmiştir.
Peki sizce duvarlarımızın içerisinde gerçekten güvende miyiz?
Yoksa bu duvarları yıkmalı mıyız?
screenshot-2017-01-15-16-31-32

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s