Avrupa’nın Doğu’ya Bakışı ve Bir Araç Olarak İslamofobi

Alperen Karamustafaoğlu     

 AVRUPA’DA KAVRAMSAL OLARAK İSLAMOFOBİ’NİN İNCELENMESİ

Fobi kelimesi , Yunanca Phobos’a dayanmaktadır. Phobos Yunan mitolojisinde dehşet tanrısıdır. Kelimeye bakıldığında karanlık , dehşete düşüren , insan yaşamına zarar veren gibi anlamlarla karşılaşılmaktadır. Fobi , günümüzde bazı toplumların yaşamını tehdit ettiği gerekçesiyle korkuya dönüşebilmektedir.

İslamophobia ise günümüzde İslam karşıtlığıyla özdeştirilmekle beraber  genellikle Avrupa’da kendisine taraf bulan bir söylemdir. İslam’dan duyulan bir korkuyu,endişeyi niteleyen bu anlayış , İslam’ın geneline olan nefreti dile getirir.Müslümanların yaşayışları , giyinişleri , kısaca batılılarla uyuşmayan yaşam şekillerine son dönemlerde gerçekleşen 11 Eylül gibi terör olayları da  eklenince  İslamofobi kavramı Avrupa’da yayılmış bugün ise büyük bir korkuya dönüşmüştür. Kısaca İslamofobi , Müslümanlara karşı olan düşmanlığı , nefreti açıkça beyan eden kavramlar arasında en çok kullanılanıdır .

İslamofobi kavramı kelime olarak ilk kez günümüze yakın dönemlerde telaffuz edilmişse de bu anlayış önceki yüzyıllara hatta İslam’ın yayılışına kadar gitmektedir.Tarih boyunca önce Müslüman Araplar’ın daha sonra Türkler’in Hıristiyan Avrupa ile yaptığı savaşlar bu kavramın temelini oluşturmaktadır .

Öncelikle Emeviler döneminde Müslümanlar İspanya ve Fransa sınırlarına girmiş ve yerleşmişlerdi. Avrupalılarla uzun süren savaşlar ve kaos ortamı Müslümanların Avrupalılar tarafından ”acımasız” olarak değerlendirilmesine yol açmıştır. 1095 yılında Haçlı seferlerini ilan eden Papa 2.Urbanus ise Müslümanları şeytanın uşakları olarak tanımlamıştı.[1]

İlerleyen tarih akışında Osmanlı ile Hıristiyan Avrupa arasındaki amansız mücadele İslamofobi’nin büyümesine hatta o dönemde İslam’a muhalif söylem ve hakaretlerin tekrar dile gelmesine sebep olmuştur.Bunun en meşhur örneği tabi ki Martin Luther ve Türk – İslam dünyası için söyledikleridir.

Protestanlığın kurucusu Luther, Türkler’i tanrının bir cezası olarak görüyordu ve her fırsatta bu kavme dini niteliklerinden ötürü hakaretler ediyordu .Luther’e göre İslam , şeytanın gücü olarak sadece Hıristiyan inancını yok etmemekte aynı zamanda tüm dünyevi idaresini de ortadan kaldırmaktadır. Bunlarla İslamofobi kavramına çağ atlatan Luther , Hz. Muhammed’in yalancı ruhlu olduğunu ve onu peygamber olarak saymadığını , kabul etmediğini belirtmiştir. Hatta bazı kaynaklar , Luther’in İslam peygamberine ‘’ şeytanın hizmetçisi ‘’dediğini de aktarır. [2] Eldeki bu kaynaklardan hareketle Luther’in , günümüz batı medeniyetinin doğuya olan bakışına etkisi yadsınamaz derecededir.

Tabii Luther’in tavrını o günün siyasi koşullarına bakarak rahatlıkla anlayabiliriz zira Türklerin ordularıyla Viyana kapısına geldiği tarihler , bu söylemlerin zirve noktasına ulaştığı tarihlerdir. O dönem Türkler , islamın koruyuculuğunu üstlendiği için bu söylemlerden nasibini almıştır.Yükselen İslamofobi beraberinde ırkçılığı getirmiş ve Türkleri küçük düşüren birtakım ifadeler Avrupa dillerinde yer bulmuştur.İtalyanca’da Türk gibi pis kokmak deyimi , Sırpça’da Bir ite bir Türk’e güvenilmez sözü , Yunanca’da Öfkesinden Türk olmak deyimi bunlardan birkaçıdır.[3] Bazılı batılı yazarlarda da buna benzer sözlere rastlanır . Ernest Hemingway , Müslüman Türklerin şehri İstanbul’daki minareleri ”gereksiz yere dikilmiş mumlara” benzetirken Mark Twain’de Türkleri ahlaksızlıkla , yalancılıkla nitelendirmiştir.[4]

Peki Batı’nın doğu hakkındaki söylemlerinin kaynağı nedir , batı toplumu hangi izm(ler)den etkilenerek bu söylemleri geliştirmiştir ?

Burada karşımıza oryantalizm çıkmaktadır . 15.yüzyıldan itibaren batıda önem kazanan oryantalizm kavramı Avrupalıların doğuya olan merakından doğmuştur. Birçok oryantalist aydın doğuyu kendince tarif etmeye çalışmış , anlamlandırmıştır . Doğu hakkında sayfalarca araştırmalar yapılmıştır . Edward Said Şarkiyatçılık adlı eserinde , 1800 ile 1950 yılları arasında , oryantalistlerin doğu hakkında 60 bin kadar eser ürettiklerini aktarır .  Yazar batılı birçok entelektüelin İslam’a karşı düşüncelerinden de örnekler verir . Bu örneklerde İslam’ın geri kalmış bir kültür olduğundan , sefilliğinden , basitliğinden söz edilmiştir .[5] İslam merakıyla oluşturulan eserlerde doğuya yönelik negatif bir portre çizilerek İslam ötekileştirilmiş , oryantalist entelektüellerin islamofobik söylemleri dünü ve bugünü etkilemiştir.

İslamofobi kavramı kelime olarak ilk kez ne zaman ve nerede telaffuz edilmiştir ?

Kavramın  ilk ortaya çıkışı yani uluslararası literatüre girişi  1997 yılında Runneymade Vakfı’nın yayınladığı  Islamophobia : A Challenge for Us All raporuyla olmuştur. Bu rapor Avrupa ülkelerinde azınlık halde yaşayan Müslümanların durumlarını  cesur şekilde ortaya koyar ve Avrupa ülkelerine bir gönderme niteliği taşır . Araştırmada, ırkçı , tehditkar , yabani , düşman , hileci , ayrılıkçı , aşağılık olarak görülen Müslümanların sosyal hayatta da ihtiyaçlarına cevap verilmediği , islamın hukuken bir din olarak tanınmadığı  genişçe yer alır . Bununla beraber raporda , Avrupalı insanların gözünde ; İslam’ın değişime direnç gösteren statik bir din olduğu , hiçbir kültürü etkilemediği ve etkilenmediği , barbar , cinsiyetçi ve akıldışı olduğu , Batı’nın eleştirilerini hep reddeden bir görüşe sahip olduğu aktarılmıştır . [6] Bu makale tespitleriyle etkisini günümüze kadar sürdürmüş ve Avrupa’nın deyim yerindeyse sosyolojik bir haritasını çıkarmıştır .

twitpic-35

Son dönemlere doğru gelindiğinde İslamofobi’nin nasıl yayıldığıyla alakalı olarak  incelenmesi gereken önemli olaylar söz konusudur.Öncelikle 11 Eylül’de ikiz kulelere yapılan ve başrolü Müslüman örgütler olan  terör saldırısı sonucunda batı genelinde İslama karşı nefret kat kat artmıştır.Bu saldırı birçok olayın fitilini ateşlemiştir.

2004 yılında Florida’da bir İslam merkezinin duvarına yazılan ”Kill all Muslims” yazısı aradan geçen 3 yıla rağmen nefretin azalmadığının kanıtı şeklinde yorumlanmaktaydı .O dönem içerisinde camilere yapılan saldırılar , Müslümanlara sokak ortasında edilen hakaretler ve fiziki yaralamaların birçoğu kayda geçmiştir. Madrid , Londra , Bali ve İstanbul patlamaları da İslam’ın hoşgörü ve kardeşlik vurgusuna gölge düşürmüş ; İslam’a yönelik terör , aşırılık , köktencilik kavramları ön plana çıkmıştır .[7]

İslamofobi’nin geniş coğrafyalarda yayılış göstermesinin  diğer etkenlerinden birisi de yapılan saldırıları haber haline getirip yorumlayan  kitle iletişim araçlardır. Teknolojinin gelişmesiyle beraber dünya üzerinde bilgi kolaylıkla paylaşılabilmekte , insanlar haberleşebilmekte , propagandalar etki alanı bulabilmektedir . Özellikle televizyon kanallarıyla , sosyal medyayla ve gazete haberleriyle yapılan yayınlarda  Medeniyetler Çatışması fikrini aşılayan düşünceler Avrupa’da geniş yankı uyandırmıştır. Bunlar İslam düşmanlığını bütünüyle artırmış , bazı ülkelerde insanlar sokağa dökülerek İslam’a nefretlerini mitinglerle dile getirmişlerdir.

Basın – yayın yoluyla dile getirilen bu söylemlere İngiliz basınında fazlaca rastalanabilir. Örneğin Daily Mirror gazetesinde 11 Kasım 2006 tarihli bir yazıda başlık ; ” Why we are losing war on Terror / Teröre karşı neden kaybediyoruz ? ” şeklindeydi.Yazının ilerleyen bölümünde Müslümanları terörist ilan eden bir yazı karşımıza çıkıyor.Yine The İndependent ve BBC gibi yayın organlarının düzenledikleri haberlerde terör , aşırılık gibi kavramlarla İslam kavramının sıkça yan yana kullanılması dikkatlerden kaçmamaktadır.[8] 2015’teki Paris terör saldırılarının ardından Twitter ve Facebook gibi platformlarda da İslamofobi söylemleri artmış , killallmuslims etiketleriyle dünya üzerindeki Müslümanların her biri ağır ithamlar altında bırakılmıştır.

İslamofobiyi bu kadar çok gündeme getirerek dünyada rağbet görmesini sağlayan temel sav , düşünce neydi ?

pgida3

Bu konuda en yaygın görüş , batının meşruiyet eksikliği düşüncesidir .Bu düşünceye göre  soğuk savaşın bitmesiyle yeni düşmanın İslam olduğu ve batı ile doğu arasındaki savaşın kaçınılmaz olduğu belirtilmiştir.Çünkü batı , yendiği Komunizm’in yerine bir düşman koymalıydı ki bu bize İslam’ı işaret etmektedir.

Buna paralel bir tez ortaya atan  Samuel Huntington , 1993’te Foreign Affairs dergisinde yayımlanan Medeniyetler Çatışması tezinde savaşın dinamitleri üzerinde durmuş ve soğuk savaş dönemindeki gibi , ülkelerin , ekonomik gelişmişlik düzeylerine , iktisadi ilerlemelerine ve ideolojilerine değil kültürlerine göre sınıflandırılması gerektiğini söylemiştir. Ona göre artık ideolojiler çağının demir perdesinin yerini kültür alacaktır . Bir kültür çatışmasından yola çıkan teze göre savaşların ve büyük felaketlerin merkezinde toplumların uygarlık seviyeleri rol oynayacaktır. Batı – Doğu savaşlarına da dikkat çekilen bu tezde , Batı’nın soğuk savaş sonrası çatışmaya , İslam’ın da şiddete müsait olduğu vurgulanmış , savaş kasıtlı ya da kasıtsız bir propagandayla duyurulmuştur.Tez  Avrupalı liderlerin bile gündemine girebilmiş , büyük çevrelerce dikkate alınmıştır. [9] Bu vb . tezler yukarıda bahsedildiği üzere kitle iletişim araçları sayesinde sesini duyurabilmiştir . Kitle iletişim araçlarından yapılan daha bir çok yayın vardır ki açıkça İslamofobi kavramını zihinlere yerleştirmektedir.

Samuel P. Huntington - World Economic Forum Annual Meeting Davos 2008
DAVOS/SWITZERLAND, 25JAN04 – Samuel P. Huntington, Chairman, Harvard Academy for International and Area Studies, USA, captured during the session ‘When Cultures Conflict’ at the Annual Meeting 2004 of the World Economic Forum in Davos, Switzerland, January 25, 2004. Copyright World Economic Forum (www.weforum.org) swiss-image.ch/Photo by Peter Lauth

İslamofobi belirtilen şekillerde Avrupa’da yayılırken , hangi ülkelerde nasıl cereyan etmişti ?

İslamofobi Avrupa’nın her ülkesinde farklı şekillerde cereyan etmiştir. Örneğin Avusturya’da , Suriye’den gelen mültecilerin artması İslamofobi tartışmalarına yol açmıştır .Mülteci göçmen gençlerin radikalleşmeye ve şiddete eğilimleri olduğu iddiaları basında sürekli yer bulmuştur.[10]Bununla beraber mültecilerin göçleri Avrupa genelinde entegrasyonu gündeme getirmiştir , tartışmalar yaşanmıştır. Danimarka’da Hz Muhammed’e hakaret içeren karikatür tüm dünyada geniş yankı uyandırmıştır.Karikatür İslam topraklarında büyük tepkiler doğurmuş , 2006 yılında Şam’daki Danimarka büyükelçiliği ateşe verilmiştir.Bu olayda toplumun seçilmişleri olan siyasiler büyük rol oynamıştır. Şansölye Angela Merkel,İngiltere Başbakanı Tony Blair ve Fransa Cumhurbaşkanı Chirac olayları kınamış , Danimarka’ya desteklerini bildirmişlerdir.Danimarka Başbakanı Rasmussen , karikatürü ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirmek gerektiği belirtmiştir . Bunlardan güç alan Danimarka halkı o dönemde hükümetin yanında durmuş ve islamofobik söylemlere destek vermiştir.[11]Almanya’da  Thillo Sarazin , İslam karşıtlığının kötü bir şey olmadığını belirten yazılarla İslamofobi farkındalığı yaratmış , insanları bir fobi etrafında toplamıştır.Hollanda’da ise karşımıza siyasetçi Pim Fortuyn çıkmaktadır.Fortuyn siyasetçi olduğu kadar bir yazardır ve kalemi genellikle islamofobik ögeleri yazmıştır.”Kültürümüzün İslamlaşmasına Karşı” adlı eserinde İslam’ı entegrasyona bir engel olarak belirtmiştir . 11 Eylül’ün ardından ”İslam’a karşı soğuk savaş” adlı yazısında ise İslam’ı dünya barışı için tehlike olarak gören yazar , Avrupa’nın komunistlere uyguladığı yasaklayıcı politikaların şimdide İslam’a, camilere karşı uygulanması gerektiğini savunmuştur. [12]

Bunlara ek olarak , kara Avrupasında bazı partilerin oylarını artırmak amacıyla İslamofobiyi bir araç olarak kullandığı da görülür. İşin ilginç yanı , sağ partilerden oyunu kat kat artıran partiler olmuştur .

Buna en iyi örneklerden birisi Belçika’daki sağ Vlaams Blok partisidir.Parti göç sorunlarıyla ilgili Müslümanların uyumsuz olmasından yakınmış ve onları tanımanın şuursuzluk olacağını belirtmiştir.Partinin oyları ise 1992 yılında yaklaşık %2 iken söylemlerle beraber %15’e ardından %24’e ulaşmıştır.[13] Aktarıldığı üzere İslamofobi siyasi partilerin aracı olarak kullanılmış ve zamanında bu tür zihniyetler etrafında toplanan insan grupları olmuştur.

Genel bir sonuçla İslamofobi kavramsal olarak İslam dinini ve değerlerini negatif manada nitelendirmiştir . Kavram , gerek kitle iletişim araçlarıyla gerekse dilden dile yayılmıştır . Yayılışında birçok tarihi aktörün görev aldığı İslamofobi kavramı günümüz trend söylemlerden  biri haline gelmiştir . Birçok sosyolog ve araştırmacı da gelişmelerden etkilenmiş , bu konu üzerine sayfalarca makaleler yazılmıştır. Özellikle sosyologlar mültecilere ayrı ilgi göstermiş , onların sosyal hayatlarını göç ettikleri ülkelerde incelemişlerdir . Yazılanların anlaşılabilmesi için 11 Eylül’e ve tarihsel kökenlere bakmak , her ülkeyi farklı şekilde incelemek , büyük önem arz etmektedir çünkü kavramın vücuda gelişi ve destek buluşu zamana , mekana göre farklı şekillerde gerçekleşmiştir .

KAYNAKÇA :

SAİD , Edward , Şarkiyatçılık , Metis Yayıncılık , İstanbul , 2003

BEKAROĞLU , Edip Asaf , Avrupa’da Göç , Azınlıklar ve Siyaset : Avusturya Örneği , Vadi Yayınları , İstanbul , 2015

CANATAN , Kadir , Batı Dünyasında İslamofobi ve Anti-İslamizm , Eski Yeni Yayınları , Ankara , 2007

ÇÖTELİ , Sami , Propaganda ve İslamofobi’nin İngiliz Kitle İletişim Araçlarından Yansımaları , Akademik Bakış Dergisi , Sayı 33 , Kasım – Aralık 2012

AKTAŞ , Murat , Avrupa’da Yükselen İslamofobi ve Medeniyetler Çatışması Tezi , Ankara Avrupa Çalışmaları Dergisi , 2014

YANARIŞIK , Oğuzhan , Yükselen Irkçılık ve İslamofobi Gölgesinde Yaşayan Avrupa Türkleri : Almaya Örneği , Yeni Türkiye Dergisi , Eylül-Ekim 2013

AYDIN , Mehmet Zeki , Belçika’da İslamofobi ve Müslümanlara Yönelik Ayrımcılık , Cü İlahiyat Fakültesi Dergisi , Sivas , 2007

CONWAY , Gordon , Islamophobia : A Challenge For Us All Summary, Runneymade Trust , London , 1997

İNTERNET KAYNAKÇALARI:

https://www.academia.edu/3880717/%C4%B0SLAMOFOB%C4%B0

[1] Murat AKTAŞ , Avrupa’da Yükselen İslamofobi ve Medeniyetler Çatışması Tezi , Avrupa Çalışmaları Dergisi   Sayfa: 40

[2] Batı Dünyasında İslamofobi ve Anti-İslamizm , Kadir Canatan , Sayfa : 161-164

[3] Murat Aktaş , age , Sayfa : 41

[4] Oğuzhan Yanarışık , Yeni Türkiye Dergisi Yükselen Irkçılık ve İslamofobi Gölgesinde Yaşayan Avrupa Türkleri:Almanya Örneği  , Sayfa : 2912

[5] Edward , Said , Şarkiyatçılık , Sayfa : 216

[6] Gordon Conway , Runneymade Trust , A challenge For Us All Summary

[7] https://www.academia.edu/3880717/%C4%B0SLAMOFOB%C4%B0

[8] Sami Çöteli , Propaganda ve İslamofobi’nin İngiliz Kitle İletişim Araçlarından Yansımaları , Akademik Bakış Dergisi Sayfa 13-15

[9] Murat Aktaş , age Sayfa : 46-51

[10] Edip Asaf Bekaroğlu , Avrupa’da Göç ,Azınlıklar ve Siyaset Örneği , Sayfa :120

[11] Kadir Canatan age Sayfa : 424-425

[12] Kadir Canatan age Sayfa : 438-445

[13] Mehmet Zeki Aydın , Belçika’da İslamofobi ve Müslümanlara Yönelik Ayrımcılıklar , Sayfa : 20

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s