II. Dünya Savaşı Sonrasında “Savaş”ın Evrimi: Vekalet Savaşı ve Kore Örneği

Burak Atasayar

KORE SAVAŞI VE PROXY WAR (VEKÂLET SAVAŞI)

Bu yazıda uluslararası ilişkiler ve savaş literatüründe karşımıza çıkan bir kavram olan proxy war, veya vekalet savaşı, bu kavramın en belirgin örneklerinden biri olarak karşımıza çıkan Kore Savaşı üzerinden bir olay-olgu ilişkisi kurularak açıklanacaktır.

Kore Savaşı öncesinde gelişmeler

Stalin, Yalta’da diğer müttefiklerine Avrupa’da savaşın bitişini takiben üç ay içerisinde Asya’da, Japonya’ya karşı da savaşa katılacağının sözünü verdi ve Kızıl Ordu, Almanya’nın teslim olduğu ve ateşkesi onayladığı 8-9 Mayıs 1945’ten[1] tam üç takvim ayı sonra, 9 Ağustos’ta Asya’daki savaşta Japonya’ya karşı müttefiklerine katıldı. Bu zamana kadar Sovyetler Birliği batıda Almanya’ya odaklanmış ve Japonya’nın da işine gelecek bir şekilde Asya’da bir cephe açmaktan kaçınmıştı.[2] Savaşa girdiğinde ise hâlihazırda Japonya, yeterince yıpranmış ve Müttefikler tarafından teslimiyete zorlanıyordu. Ültimatom niteliğinde bir Potsdam Bildirisi, ardından Hiroşima ve Nagazaki’de atom bombalarının patlaması sonucu Japon İmparatoru 15 Ağustos günü bir radyo yayınında Potsdam Bildirisi’nin şartlarını kabul ettiğini açıkladı.[3] Bu bildirinin bir maddesi Japon egemenliğinin Japon takımadaları ile sınırlı kalması gerektiğini söylüyor[4] ve bunun kabulü de doğal olarak 1900’lerden beri Asya’da nüfuz alanını artıran Japonya’nın imparatorluk durumuna bir son veriyordu. Japonya teslim olmasıyla beraber Mançurya, Çin’in doğusu, Formoza adası veya Tayvan, Güneydoğu Asya’da Fransız Hindiçini (günümüzde Vietnam, Laos ve Kamboçya ülkelerinin tamamı) ve Endonezya’nın yanı sıra 1910’dan beri bir koloni yönetimi altında tuttuğu Kore Yarımadası’ndan da feragat etti.

1

Kore Yarımadası, Japonya, Çin’in kuzeydoğusu ve Uzak Doğu Rusya’ya yakın bir konumda bulunuyor. Yarımada, Amerikan tarafının SSCB’nin Kore’yi tamamen işgalinden çekinmesi ve karşılıklı bazı tavizlerle 38. kuzey paraleli ile güneyde Amerikan ve kuzeyde Sovyet sektörüne bölündü. Aralık ayında dışişleri bakanları düzeyindeki Moskova Konferansı’nda iki tarafta seçimler ve sonunda bağımsız bir Kore üzerine anlaşıldı.[5]  (Kaufman, 1999, s. 5) Ancak savaşın galibi olan iki ülkenin ters düşen çıkarları yerini anlaşmazlığa bırakacak ve ilerleyen yıllarda Truman Doktrini ile ABD, SSCB’ye ve komünizme karşı net bir tavır alacak ve iki ülkenin Almanya üzerinde bariz anlaşamaması Soğuk Savaş’ı meydana getirecek, Kore’nin batıda kalan devasa komşusu Çin’deki iç savaşta Mao Zedong ve Çin Komünist Partisi başarılı olacak ve Çin Halk Cumhuriyeti kurulacaktı.[6] Kore’de de işler planlanan gibi gitmedi ve Sovyet sektöründe Kim Il-Sung önderliğinde kurulan Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (veya Kuzey Kore), sonunda güneydeki ikamesi Kore Cumhuriyeti’ne (veya Güney Kore) savaş ilan edecek ve 25 Haziran 1950’de Kuzey Kore ordusu güneye doğru 38. paraleli geçecekti.

Savaş oldukça baş döndürücüydü, önce iki ay gibi kısa bir sürede Kuzey tarafı Güney tarafını güneydeki Busan kentine sıkıştırdı, “birleşmeye” ramak kala ABD öncülüğünde Birleşmiş Milletler, birçok Batı ülkesi ile bir misyon gönderdi, bir diğer üç ayda da Güney tarafı ve BM tüm Kore yarımadasını kat ederek Kore Yarımadasının kuzey sınırlarını oluşturan Yalu ve Tumen nehirlerine dayandılar, bu sefer “birleşmeye” Çin Halk Cumhuriyeti mani oldu ve savaşta hiç görülmemiş bir insan gücü ile, bir milyona yakın asker ile savaşa dahil olarak Güney tarafını 38. paralele kadar ittirdi.[7] Haziran ayından Kasım ayına kadar savaşta iki tarafa birçok yeni oyuncu eklenmiş ve iki taraf da birer kere olmak üzere diğerini tamamen almaktan kıl payı dönmüştü. İlginç olan ise sıcak çatışmanın sonraki iki yılında savaşın başladığı çizgi, 38. paralel etrafında dönmesi ve böyle sonuçlanması. Amerikan medyası savaşın kendisi ile çok ilgilenmese de başarılı bir askeri kariyere sahip, Amerikan halkı için bir savaş kahramanı olan karizmatik bir isim, 1953 başında ABD Başkanı olan Dwight Eisenhower, seçim kampanyasında Kore’ye özellikle değinecekti ve hatta yerinde incelemeler yapacaktı. Washington – Moskova hattında sinirler hepten gerilmiş bir durumdaydı, II. Dünya Savaşı biteli beş yıl olmuştu ve iki süper güç için sıcak çatışma ihtimali hiç de azımsanacak gibi değildi[8] ve mesele, Kore’den çok daha fazlası gibi görünüyordu.

3

Proxy War

“Proxy” sözcüğünün dilimizdeki karşılığı “vekil”dir ve “Proxy war”, veya dilimize motamot bir çeviri ile “vekâlet savaşı”, karşıt güçlerin direkt olmamak üzere sıcak bir çatışmada taraf olması olarak tanımlanabilir.[9] Bu karşıt güçler hem çıkarlarını korumak hem de direkt bir çatışmada insan güçlerini kullanmamak ve de asıl düşmanla karşı karşıya gelmemek için kolay bir yöntem olarak, çatışmada destekledikleri tarafları donanım  (bariz bir şekilde ilk olarak silah), eğitim ve para bakımından destekleyeceklerdir. Tanımda “güç” kelimesi yerine “devlet” kelimesi kullanılabilir ancak tanımı “devlet” ile kısıtlamak devlet dışı oluşumların ve çatışmaya bahis bölgedeki iç karışıklıkların ve anlaşmazlıkların muhtemel bir vekâlet savaşındaki rolünü yok sayıp olayı oldukça basite, sadece iki büyük devletin bölgesel çekişmelerde yandaşlarını kullanmalarına indirgeyebilir.[10] Soğuk Savaş dönemi ve dünyadaki kutuplaşma ile beraber ABD ve Sovyetler Birliği’nin ideolojik çatışması, iki ülkenin müttefikleri veya uydu devletleri arasında birçok vekâlet savaşına sebep olmuştur ve Kore Savaşı, iki rakip ideolojiyi benimseyen iki taraf, iki tarafı kızıştırmaya yetecek iç gerilim ve iki tarafın aldığı inanılmaz dış destek, bu destekçilerin müdahalesi ve Kore’yi de aşan bölgesel ve küresel çıkar çatışmaları göz önünde bulundurulursa, vekâlet savaşı tanımına uyan amiyane bir örnek olmaktadır. Kore’nin durumu ve iki tarafın tutumu da savaşı iki milyonu aşkın askerin çarpıştığı, ABD, İngiltere, Sovyetler Birliği ve Çin gibi güçlerin gerek politik gerek konvansiyonel silahlarla bir şekilde içinde bulunduğu tarihsel bir olay halini almıştır.

Kore Savaşı’nın Dış Etmenleri

Kore Savaşı’nın karşıt taraflarından olacak ABD ve Sovyetler Birliği arasında çatlakların geçmişi yine II. Dünya Savaşı’na dayanıyor. Kore, II. Dünya Savaşı’nın seyri Müttefiklerin lehine döndüğünden beri Kahire ve Yalta konferanslarında bahsi geçmekte olan, Roosevelt, Churchill, Stalin ve Çan Kay-Şek arasında Asya’nın geleceği konuşulduğunda alt konu başlıklarından sadece biriydi. Kore’nin bağımsız olması gerektiği 1943’teki Kahire konferansında[11] dile getirilmişti.[12] Savaşta birlik ve karşılıklı tavizler zamanıydı, Roosevelt Sovyet – Amerikan ittifakını koruyabileceğine inanıyordu ve bunun adına da Kore’yi tamamen bir Sovyet uydu devleti olarak vermeye hazırdı, savaşın sonuna doğru Çin’i de katarak üçlü, hatta Britanya’yı katarak dörtlü bir yönetim teklif edilmişti,[13] aslında Kore’nin durumu muğlakta kalmıştı. Ancak Roosevelt’in Nisan 1945’te ölümü ile yerini alan Harry Truman, SSCB’ye Roosevelt kadar iyimser bakmıyordu ve politikasını Kore’de ve Asya’nın geri kalanında Sovyet genişlemesini önlemek olarak belirledi.[14] Temmuz ayında Manhattan Projesi, New Mexico’daki denemede başarılı olacaktı, bu artık Amerika’nın atom bombasına sahip olduğunu gösteriyordu ve bu demekti ki Amerika, Japonya’yı erken bir ateşkese zorlayabilirdi, Stalin’in Yalta’da verdiği sözü tutmasına gerek olmayabilirdi ve bu Truman’ın işine gelirdi. Ancak hem Amerika nükleer silahlarını kullandı, hem de Sovyetler Mançurya’ya girince Truman’ın istediği pek gerçekleşmedi. Kore’yi Sovyet ve Amerikan sektörlerine bölmek ise Japonya’nın teslim olmasından sonra II. Dünya Savaşı sonrası kurulan Dışişleri-Savaş-Donanma Koordinasyon Komitesi’ne[15] düştü, Dışişleri Bakanı James Byrnes’ın “sınırın olabildiği kadar kuzeye itilmesi” emri ile. Amerikalılara göre Sovyetlerin herhangi bir sınıra saygı duyacağı hepten şüpheliydi ve iki albay 38. kuzey paralelini belirledi. Bunların konuşulduğu 10 Ağustos’ta Kızıl Ordu, Kuzey Kore’ye girmişken en yakın Amerikan kara güçleri 965 kilometre uzakta, Japonya’nın güneyinde ve Tayvan’ın doğusunda kalan Okinawa Adaları’ndaydı.[16] Ancak 16 Ağustos’ta Kızıl Ordu 38. paralele kadar geldi ve ilerlemedi.[17] 8 Eylül’de ilk Amerikan güçleri Kore’ye varacaktı ve Aralık’ta Moskova’da görüşüldüğü haliyle Kore, iki sektörde seçimler olana ve düzen kurulana kadar böyle bölünmüş kalacaktı.

2

Kore Savaşı’nın İç Etmenleri ve Tarafların Savaşa Yönelmeleri: Çözümsüzlük

1876’dan beri yavaşça Japon etki alanına giren ve 1910’da ilhak edilerek Japon İmparatorluğu’nun bir genel vali ile yönettiği ve bir asimilasyon siyaseti de izlediği Kore’nin kendisinde de bir iç huzursuzluk vardı. 1919 yılında bir bağımsızlık hareketi bastırılmış ve halkta Japonya’dan kurtulma isteği vardı. Ülke içindeki grupların uzlaşabildiği tek nokta Kore’nin ileride birleşmesi ve bağımsız olmasıydı, Japon idaresi altında kazandıkları güçlerini kaybetmek istemeyen muhafazakârlar ve değişim isteyen solcular arasındaki çatlak da belliydi. Japonlar artık yoktu, fakat Kore’de “geçici” olarak bulunan ABD ve Sovyetler Birliği, aralarında gerilim tırmanırken ve Avrupa’da zaten karşı karşıyayken bu konuda çok “acele etmiyorlar”, çıkarlarına uygun şekilde kendi yandaşlarını destekliyorlardı. Amerikan sektöründe ordu hükümeti sağcılarla işbirliği yapacak ve solcu gruplara karşı tavır alacak,[18] uzun süre ABD’de yaşamış milliyetçi Syngman Rhee, Mayıs 1948’deki seçimler sonrasında Güney Kore’nin ilk başkanı olacaktı. Kuzeyde de Sovyetler tarafından eğitilmiş ve Japonlara karşı direnmiş Kim Il-Sung önderliğinde Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti kurulacaktı. Birleşmiş Milletler’in Kore’deki meşru hükümet konusunda tercihi Güney olacaktı.

Kore Savaşı’na kadar Güney’de Rhee otoriteyi sağlayamayacak ve komünist gerillalar ile çatışmalar yaşanacaktı. Kuzey’de de Kim, Sovyet desteğiyle bir ordu kuracak ve Güney Kore’yi işgal için Çin’de otoritenin yeni sahibi Mao ve Stalin ile kulis yapacaktı. Stalin, Kuzey Kore’yi ülkesinin doğusu için ve haliyle ülkesi için bir güvence olarak görüyordu ancak Stalin ve Mao başta çekinceliydiler. ABD ise tam tersine çekilmeyi ve muhtemel bir savaşı Güney’in başlatması sonucu Sovyetler ile burada da karşı karşıya gelmekten çekinerek Güney Kore ordusuna Kuzey’de olanlar gibi bir destek vermemeyi tercih etmişti. Ayrıca Rhee hükümetinin istikrarsızlığı da ABD’nin gözünü korkutuyordu ve Sovyetler’e rest çekilecek asıl yerin Avrupa olduğu düşünülüyordu. Ancak 25 Haziran 1950’de Kuzey Kore saldırıyı başlatınca ve beş gün içinde Seul düşünce ABD için askeri müdahale ve Güney’e destek dışında çare kalmamıştı. Hem ABD’nin itibarı hem de Kore’yi komünist Kuzey’in birleştirmesinin Asya’daki muhtemel yansımaları söz konusuydu.[19]

Ağustos’a kadar ülkenin güneydoğu ucundaki liman kenti Busan’ın 130 kilometre uzağına kadar çekilen Güney’in şansı, SSCB’nin daha önce Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanımadıkları için çekildiği BM Güvenlik Konseyi’nde boşluktan[20] yararlanan ABD’nin bir müdahale için BM onayını almasıyla döndü.  Japonya’nın teslimini onaylamış olan ve sonraki beş yılda ülkenin “imparatoru” olan Douglas MacArthur komutanlığında birçok Batı ülkesinin askerlerinden oluşan Birleşmiş Milletler güçlerinin karşı atağıyla Güney, Eylül sonunda 38. paralele geri yetişti ama ne Truman, ne de BM bununla yetinecek ve Kuzey Kore işgal edilmeye başlanacaktı. Çan Kay-Şek’i Tayvan’a çekilmeye zorlayarak kurulan Çin Halk Cumhuriyeti de sınırlarına gelen BM ve Amerikan askerlerini istemiyordu ve savaş konusundaki tavırları bu güçler ilerlerse müdahale etmek yönündeydi.[21] [22] Nitekim Güney kuvvetleri Çin sınırına kadar dayandı ve Çin de savaşa ilk etapta 200 bin ve ilerleyen zamanlarda bir milyonu geçen bir insan gücü ile katıldı. Savaşın geri kalanı belirleyici olmaktan uzak seyretti ve iki taraf için yıpratıcı oldu. Savaş sadece cephe ile sınırlı kalmamış, hem Rhee hem de Kim ülke içindeki muhalefeti bastırmakla da uğraşmıştır, Güney Kore devleti savaş sırasında Rhee hükümeti tarafından en az 3400 tutuklunun, sol görüşlü muhalifin ve sivilin öldürüldüğünü kabul etmiştir.[23] 27 Temmuz 1953’te bir ateşkes imzalansa da 1954’teki Cenevre Konferansı, Kore için bir çözüm bulmaktan uzak kaldı.[24] Kuzey Kore’nin teklifi tüm yabancı askerlerin çekilmesi ve tüm Kore geneli seçimler iken Güney Kore, tarafında savaşan BM’ye güvenerek BM güçlerinin bölgede kalması ve sadece Kuzey’de seçimler yapılması teklifinde bulundu, bu tutumunu zaten kendisinin meşru hükümet olduğuyla savunuyordu. Sonradan tüm ülkede seçimler ancak Güney Kore anayasasına göre ve yine BM gözetiminde olması yönündeki teklifi, Çin tarafından dayatma olarak görülecek, ABD hariç hiçbir müttefiki tarafından da kabul görmeyecek ve nihayetinde Cenevre’den bir sonuç çıkmayacaktı.[25]

Kore Savaşı Sonrası Kore, Soğuk Savaş ve Proxy War

4

Kore Savaşı, Soğuk Savaş durumunun oluşma safhasındaki rüzgârlardan oldukça etkilenmiştir ancak kesinlikle yerel etmenlerden ve yerel siyasetten bağımsız değildir. Savaşın sonucunda herkesten çok Koreliler zarar görmüş ve Kore, sanayisi mahvolmuş ve 38. paralelin küçük değişikliklere uğramışı bir ateşkes hattı ile ideolojik olarak bölünmüş bir ülke olmuştur.[26] Bu sınır her ne kadar silahsızlandırılmış bölge olarak adlandırılsa da adının tam tersi bir şekilde Kuzey Kore, Güney Kore, ABD askerleri ve BM barış gücünün bulunmasının yanı sıra fazlaca mayınla donatılmıştır. Kore’nin parçalanmışlığı günümüzde de devam etmektedir ve iki ülkenin birleşme istekleri, iki ülkenin de bu konuya bakanlık düzeyinde kurumlar oluşturması ile belli olsa da  (iki ülkede de Birleşme Bakanlıkları bulunmaktadır) “birleşme” yakında şahit olacağımız bir şey olmaktan uzaktadır. ABD ve SSCB de II. Dünya Savaşı’ndan sonra ilk defa bu kadar şiddetli derecede karşı karşıya gelmiştir, iki ülkenin siyaseti için Kore Savaşı belirleyici olmuştur ve ilerleyen yıllarda dünyanın bu iki ülkenin taraf olduğu vekâlet savaşları “moda” olacaktır. Kore’den sonra Küba Füze Krizi ve Domuzlar Körfezi Çıkarması, Vietnam Savaşı, Angola Bağımsızlık Savaşı, Nikaragua Devrimi, Grenada’nın işgali, 1973 Şili Darbesi ve Soğuk Savaş’ın bitişinden hemen önce Sovyet – Afgan Savaşı, iki ülkenin ideolojik olarak karşıt tavır aldığı olaylar olarak gösterilebilir.[27] ABD, dünyanın genelinde antikomünist ve sağcı gruplara destek verecek, SSCB de solcu gruplara destek verecektir ve bu döngü Soğuk Savaş’ın sonrasına kadar devam edecektir. Soğuk Savaş sonrasında da vekâlet savaşları birçok şekilde karşımıza çıkmaktadır. Dwight Eisenhower, vekâlet savaşlarını “dünyadaki en ucuz sigorta” olarak tanımlamış, Sovyet – Afgan Savaşı’nda SSCB’ye karşı ABD ile beraber El Kâide’yi silahlandıracak Pakistan’ın devlet başkanı Muhammed Ziya ül Hak da bu savaş türünün “mevcut çatışma bölgelerinde kazanın kaynamasını sürdürmek”  için gerekli olduğunu söylemiştir.[28] Vekâlet savaşları bu güç savaşında iki taraf için de oldukça “işlevli” olmuştur ve günümüzde de tartışılan bir kavram olmaya devam ediyor.

KAYNAKÇA

Barry, Mark P., The U.S. and the 1945 Division of Korea: Mismanaging the ‘Big Decisions’, International Journal on World Peace vol. XXIX, 2012

Kaufman, Burton Ira, The Korean Conflict, Greenwood Press, Westport, 1999

Kissinger, Henry, Diplomacy,  Simon & Schuster, New York, 1994

Malkasian, Carter, The Korean War, Osprey Publishing, Oxford, 2001

Mumford, Andrew, Proxy Warfare and the Future of Conflict, The RUSI Journal, 2013

Murray, Williamson, Millett, Allan Reed, A War To Be Won: Fighting The Second World War, The Belknap Press of Harvard University Press, Cambridge, 2001

İNTERNET KAYNAKLARI

http://www.ndl.go.jp/constitution/e/etc/c06.html

http://www.koreatimes.co.kr/www/news/nation/2009/03/117_40555.html

http://www.fmprc.gov.cn/mfa_eng/ziliao_665539/3602_665543/3604_665547/t18033.shtml

 

[1] II. Dünya Savaşı’nın Avrupa cephesinin bitişinin tarihindeki farklılık ABD, Avrupa ve SSCB arasındaki saat farkından kaynaklanmaktadır. Teslimiyet antlaşması Avrupa zamanına göre 8 Mayıs akşamı imzalanmıştır, bu Moskova saat dilimine göre 9 Mayıs gece yarısından sonrasına denk gelmiştir. Bu farkın bir sonucu olarak Avrupa ülkelerinde 8 Mayıs ve eski Sovyet ülkelerinde (özellikle Rusya) 9 Mayıs tarihleri Zafer Bayramı olarak kutlanmaktadır.

[2] Henry Kissinger, Diplomacy,  Simon & Schuster, New York, 1994, s. 365

[3] Williamson Murray, Allan Reed Millett, A War To Be Won: Fighting The Second World War, The Belknap Press of Harvard University Press, Cambridge, 2001, s. 522-525

[4] http://www.ndl.go.jp/constitution/e/etc/c06.html, erişim tarihi: 13.04.2016

[5] Burton Ira Kaufman, The Korean Conflict, Greenwood Press, Westport, 1999, s. 5

[6] Çin adı kullanılırken 1949 öncesinde, 1912’den beri bulunan ve Çin İç Savaşı’ndan önce en son Çan Kay-Şek ve Çin Milliyetçi Partisi (Kuomintang) tarafından yönetilen Çin Cumhuriyeti (İç Savaş sonrası Tayvan’a çekilerek burada otoritesini devam ettirmiştir ve bu ülke günümüzde Tayvan olarak adlandırılmaktadır), 1949 sonrasında da İç Savaş’ı kazanarak ülke genelinde otoritesini kuran Çin Halk Cumhuriyeti kastedilmektedir.

[7] Carter Malkasian, The Korean War, Osprey Publishing, Oxford, 2001, s. 9

[8] Malkasian, 2001, s. 7

[9] Andrew Mumford, Proxy Warfare and the Future of Conflict, The RUSI Journal, 2013, s. 40

[10] Mumford, 2013, s. 40

[11] SSCB ve Japonya, 1941’de bir saldırmazlık paktı imzaladıklarından Stalin, Çan Kay-Şek, Roosevelt ve Churchill’in bulunduğu Kahire Konferansı’na katılmayı tercih etmemiştir.

[12] Mark P. Barry, The U.S. and the 1945 Division of Korea: Mismanaging the ‘Big Decisions’, International Journal on World Peace vol. XXIX, 2012, s.35

[13] Barry, 2012, s. 35

[14] Barry, 2012, s. 37

[15] İngilizcesi State-War-Navy Coordination Commitee olan ve II. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru kurulan bu kurumun amacı savaşın kaybedenleri olan Mihver Devletlerinin işgali sırasında çıkacak siyasi sorunlara yönelik olarak devletin üç kurumu olan Dışişleri Bakanlığı, Savaş Bakanlığı ve Donanma Sekreterliği’nin ortak hareket etmesini sağlamaktı.

[16] Barry, 2012, s. 40

[17] Barry, 2012, s. 45

[18] Kaufman, 1999, s. 4

[19] Kaufman, 1999, s. 6-8

[20] Sovyetler Birliği’nin veto hakkını kullanmaması ile ABD, istediği şekilde BM’den Kuzey Kore’ye saldırmak için onay alabilecekti ve alabildi.

[21] Kaufman, 1999, s. xix

[22] Malkasian, 2001, s. 7

[23] http://www.koreatimes.co.kr/www/news/nation/2009/03/117_40555.html, erişim tarihi: 18.04.2016

[24] Malkasian, 2001, s. 88

[25] http://www.fmprc.gov.cn/mfa_eng/ziliao_665539/3602_665543/3604_665547/t18033.shtml, erişim tarihi: 13.04.2016

[26] Malkasian, 2011, s. 88

[27] Mumford, 2013, s. 41-42

[28] Mumford, 2013, s. 40

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s